Aydın Bolat
Reel Politik mi, Jeopolitik Kırılma mı?
30.06.2016

Dostları çoğaltmak, düşmanları azaltmak. Normalleşmek. İsrail, Rusya tamam, Mısır, Suriye sırada ve devamı gelecek yeni açılımlar. Önce Mavi Marmara kriterleri. Özür, tazminat, Gazze'den ambargo ve ablukanın kaldırılması.

Özür sözlü olarak 2013'te yapıldı. Şehit ailelerine tazminat 20 milyon dolar. Ancak saldırgan ve katil İsrail askerlerine açılmış davalar geri çekilecek. İsrail tüm uluslararası ceza mahkemelerinden kurtuluyor. Bu tazminat Meclis'ten karar alındıktan sonra bir vakıf üzerinden 'transfer edilmiş para' olarak gelecek ve ailelere verilecek. Adı tazminat olmayacak(!)

Ambargo, Türkiye üzerinden yapılacak yardımlar için esnetildi. Gazze’deki insani durumun iyileşmesi için uzlaşıldı denebilir. Hastane, Elektrik santrali, konut inşası, fabrika, okul, Cami yapımı ve diğer alt yapı işleri için mutabakat sağlandı. Ancak bunların garantisi yok. Yani bu işler yapıldıktan sonra İsrail yine bu tesisleri vurursa ne olacak? Yapmadığı şey mi? Birde İsrail Aşdot Limanından onların denetiminde insani ihtiyaç maddeleri. Gıda, ilaç, oyuncak vs. İlk etapta 10 bin ton malzeme AFAD koordinasyonunda gönderilecek. İsrail Türkiye'nin Gazze’deki insani duruma biraz ayrıcalıklı müdahalesini kabul etmiş oldu o kadar. Sonuçta ambargo tamamen kalkmadı, sadece esnetildi.

Abluka (kuşatma) kalkmıyor. Hava, kara ve denizden İsrail ablukası devam edecek. Aslında Gazze tam bir açık hava hapishanesi. Egemenliği İsrail'in esaretinde, kuş uçurtulmuyor. Filistinlilerin özgürlüğü, bağımsızlığı gasp edilmiş durumda. Aslında Gazze'ye yardımlar BM ve Uluslararası vakıflar tarafından Aşdot limanı üzerinden zaten yapılıyor. Gazze’de hele de paran varsa her şey var. Bu yönüyle ambargo yok. Abluka, izolasyon var. Özgürlük yok. İnsanlık utancı, iki milyon insan orada açık hava hapishanesinde mahkûm(!) Bu haliyle İsrail anlaşması Gazze’deki haksız ablukayı tescilliyor. Gazze’nin egemenliğini İsrail'in gasp etmesini onaylıyor. İsrail’in yaratmış olduğu fiili durumu meşrulaştırıyor. Anlaşmanın en kötü yanı da budur. İsrail’in şimdiye kadar hiç bir uluslararası anlaşmaya uymadığını da not edelim. Sicili bozuk.

HAMAS konusunda da kâğıtta olmayan terör bağlamında güvenceler verildi. İstanbul'da iki HAMAS yetkilisi kalacak, diğerlerinin vizeleri iptal edilerek yurtdışına gönderilecek.

Yetkililerimize bakarsanız şartlarımız tamamen karşılandı, kırmızı çizgilerimiz aşılmadı, taviz vermedik, ilişkiler normalleşiyor, ambargo ve ablukalar kaldırıldı. Kendi tabirleriyle milletin aklı ve hafızası ile alay eder gibi pembe tablolar çizdiler. Hatta Filistin yetkililerinin rızaları alındı dediler. Oysa Filistin yetkililerinin anlaşmaya itirazları medyada yer aldı. Elbette Gazze'ye, Filistin'e yapılan her yardım çok değerli ve önemli ancak gerçeklerde bilinmeli.

Öyleyse neden bu anlaşma yapıldı? İsrail'in varlığını sağlama alma, güvenlik ihtiyaçları, siyasi ve ekonomik çıkarları ile jeostratejik ihtiyaçları gerekli kılmış olabilir. Türkiye için ise ateş çemberinde olduğumuz, bölünme tehlikesi, Güneyden kuşatılma, ABD, Almanya, Rusya, İran ve AB ile gerilen ilişkiler, ülkenin nefes alma acil ihtiyacı, İsrail gazı alternatifi ve karşı ittifakı çatlatmak gerekliliği, terör baskısı, sıkışmışlık, dile getirilen argümanlar.

Mesele Gazze mi?

Aslında Gazze sadece bir ayrıntıdır. Bu anlaşma sadece İsrail'le yapılan ticari, taktik, Gazze ile sınırlı bir anlaşma değildir. Gazze oltanın ucundaki yemdir. Bölgeyi ve küresel ilişkileri de kapsayan stratejik bir anlaşmadır. Esasında biz ABD İle anlaştık. Obama ve Kerry süreci adım adım izlediler. İsrail Başbakan'ı ve bizim yetkililer kendilerine şükranlarını arz ettiler malum. Bu anlaşma bölgeyi etkileyen, Türkiye'nin duruşunu değiştiren bir muvazaadır. ABD'nin bölgede kalıcı olmasının onayıdır. Doğu Akdeniz'in ABD himayesinde askeri ve ekonomik güvenliğinin inşası projesidir. İsrail ile de askeri, istihbari, stratejik ve ekonomik ittifakı içeriyor. Hükümet yetkililerimiz tarafından bizzat ifade edildi bu derinlik. Askeri iyi ilişkiler, istihbarat paylaşımı ve İsrail'in NATO'ya katılımına destek vaadi var. Zaten müzakere sürecinde İsrail'in NATO'da ofis açmasına Türkiye engel çıkarmamıştı. Enerji konusunda işbirliği, İsrail gazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması anlaşmanın stratejik boyutlarını gösteriyor.

CB Erdoğan'ın: Türkiye-İsrail yakınlaşması bölge için hayati önem taşıyor.” (14 Aralık 2015) iradesi sürecin ilk habercisiydi. Ancak aynı tarihte “İslam Ordusu”nun kuruluş ilanının yapılması stratejik bir ironi olarak tarihe geçti(!)

Bu öyle bir anlaşma ki İngiltere'nin AB'den ayrılması, Rusya ile normalleşme, Mısır, Suriye, bölge ve küresel yeniden dizayn sürecini tetikliyor. Türkiye için İslam Coğrafyası özne olmaktan çıkıyor. Yerine İsrail, ABD, Rusya, İngiltere, Mısır, Esad geliyor. Yeni bloklaşma ve yeni düzen kuruluyor. İsrail ile yapılan bu anlaşmanın asıl muhatabı ve sahibi ABD'dir. Bu Türkiye'nin Kuzey Irak gibi bir Kuzey Suriye varlığını, yani PKK terör devleti kurulmasını zımnen kabul etmesi anlamına da gelebilir. Daha açık bir ifade ile bu anlaşma ve dış politika değişimleriyle Türkiye; bölge ülkeleri ile birlikte ABD-İsrail'e karşı durmak yerine ABD-İsrail ile birlikte bölgede yeni bir düzen kurmaya rota kırdı ve makas değiştirdi demektir.

Bu Yeni Türkiye Vizyonundan U dönüşüdür. Ülkeyi 'Eski Türkiye'ye geri götüren bir iradedir. Bu Türkiye'yi büyültmez küçültür..! Bu gidiş dostları çoğaltmaz, düşmanları da azaltmaz. Yurtta sulh Cihan'da sulha da hizmet etmez. Ülkeyi Batı bağımlı politikalara yeniden esir eder. Türkiye’yi bölge ve Medeniyet Coğrafyasını önceleyen yıllardır emek verdiği Yeni Türkiye vizyonundan koparır. Uzunca bir süredir güven kaybı yaşadığımız ABD-AB-NATO-İsrail ile kime, kimlere karşı, hangi terör örgütlerine karşı yeni ittifaklar kuracağız? Reel politik hikâyeleri Türkiye'yi Jeopolitik kırılma ve hüsranlara götürmeden yol yakınken dönelim. Basiret, Feraset lütfen..!


Yazarın Diğer Yazıları
 1 2 3 4 5 
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi