Doç. Dr. Erkin Ekrem
Tayvan - Çin Liderlerinin Görüşmesi: Niyet ve Kısmet

Tayvan lideri Ma Yingjiu’in Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile Singapur ziyareti sırasında, yani 7 Kasım akşam saatlerinde (yerel saat 15:00) Shangri-La Hotel’inde bir saatlik ikili görüşme yapacağı haberi, 1949 yılında ikiye bölünmüş olan Çin hâkimiyetleri arasındaki ilk ve tarihi buluşması olarak önem kazanmıştır. Fakat Çin ve Tayvan dâhil uluslararası basın, bu görüşme hakkında iyimserlik ya da kötümserlik gibi zıt fikirleri ileri sürmektedirler. Bu görüşme ne iki tarafın birleşmesine vesile olabilir ne de iki taraf için uzun vadeli barış ve istikrar getirebilir, bu görüşme sadece Tayvan’da sürdürülmekte olan seçim sürecini Guo Mindang Partisi’nin (Milliyetçi Çin Partisi) lehine etkilemek için yapılmış bir dönemsel müdahale olarak yorumlanmaktadır.

Çin’in Tayvan Seçimi Üzerindeki Müdahalesi

Tayvan 1991 yılındaki anayasa değişiklikleriyle söz konusu anayasanın kapsayacağı alanı Tayvan, Penghu, Kinmen ve Matsu gibi dört bölge ile sınırlandırmıştı. Böylece Pekin Hükümeti de Kıta Çin bölgesinin meşru hâkimiyeti olarak kabul edilmişti. Bu anayasa değişiklikleri aynı zamanda 1949 yılından beri Taipei’nin Kıta Çin ve Tayvan bölgeleri dâhil bütün (bir de Moğolistan) Çin’in tek meşru temsilcisi statüsünü de terk etmesi anlamına gelmektedir. Tayvan Cumhurbaşkanı, milletvekilleri ve yerel yöneticilerin seçimi ya da referandumu için yasal seçmenler de söz konusu dört bölgedeki halktan oluşmaktadır.

Bu duruma karşı iki taraf, Kıta Çin ile Tayvan, Tek Çin şemsiyesi altında toplanmasına yönelik Ekim 1992’de Hong Kong’da düzenlenen bir görüşmede anlaşmışlardı. Bu anlaşmayı yapanlar ise, iki tarafın yarı resmi kuruluşları: Aralık 1991’de kurulmuş ve Çin Başbakanlığı, Tayvan İşleri Başkanlığına bağlı olan Tayvan Boğazı İki Yaka İlişkileri Derneği (Association for Relations Across the Taiwan Straits) ile Kasım 1990’de Taipei’de kurulan Tayvan Boğazı Değişim Vakfı (Straits Exchange Foundation) olup ikili ilişkilerin işlevini üstlenmiştir. Burada söz konusu olan Tek Çin ifadesi egemenliği temsil eden siyasî Çin değildir, 1949 yılından bugüne ikiye bölünmüş iki egemen hâkimiyeti kast edilmektedir. Amaç: ilerde birleşmektir. Bu durum Milliyetçi Çin Partili önemli yöneticilerden Su Qi tarafından “92 Uzlaşması” olarak tanımlanmıştır. Fakat Tayvan resmi makamı bu sonucu kabul etmemiş ve tanımamıştır. Mayıs 2008’de Milliyetçi Çin Partisi’nin seçimi kazanması, Cumhurbaşkanı Ma Yingjiu’nun iktidara gelmesi ile Tayvan’da resmi olarak bu kavramı kullanmaya başlamıştır. Çin tarafı, 2005’te Milliyetçi Çin Partisi onursal parti reisi Lian Zhan’ın Pekin ziyareti sırasında Çin Devlet Başkanı Hu Jintao ile görüşmesinden sonra Çin evraklarında bu kavram kullanılmaya başlanmıştı. Bu sözde ifade edilen “92 Uzlaşması”nın, iki kuruluşun mu yoksa iki partinin mi ya da iki yönetim arasındaki anlaşma mı hiç anlaşılamamıştır. Her iki taraf kendi çıkarlarına ve yerine göre anlam yüklemektedir.

Çin Cumhuriyeti (Tayvan) ile Çin Halk Cumhuriyeti’nin ikili ilişkilerinde bu belirsizlik durumu devam ederken, 1996 yılında Tayvan’da Cumhurbaşkanı seçimi başlamıştır. Pekin, Çin Cumhuriyeti’nin dönemin Cumhurbaşkanı olan Li Denghui’nin tekrar aday olması ve Tayvan’ın bağımsızlık yanlısı politikası izlemesi nedeniyle Tayvan adası çevresine füze fırlatarak askerî tatbikat düzenlemiş ve seçimi etkilemeye çalışmıştır. Washington tarafı 1979’da Kongre’de kabul edilen Tayvan ile İlişkileri Yasası gereğiyle USS Nimitz ile USS Independence adlı iki uçak gemisinden oluşan askerî birliği Tayvan’a göndermişti. Yaşanan krizden dolayı Li Denghui, Tayvan’da oluşan Çin karşıtı tepkisel oyları toplayarak % 54 ile seçimi kazanmıştı. 2000 yılındaki Cumhurbaşkanı seçiminde Tayvan yerlilerini (Taivanese) temsil eden Demokratik İlerici Partisi % 39,3 ile bu seçimi kazanmış ve Tayvan’da ilk defa Tayvan yerlilerinin temsilcisi Chen Shuibian Cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. Demokratik İlerici Partisi’nin kazanmasının bir önemli sebebinin Milliyetçi Çin Partisinin oylarının ikiye bölünmesi, diğer bir önemli sebep ise Pekin’in baskısı olarak yorumlanmıştı. Seçime üç gün kala yani 15 Mart’ta Çin Başbakanı Zhu Rongji basın toplantısında “kim olursa olsun Tayvan bağımsızlığı için uğraşanların akıbeti iyi olmayacaktır” sözünü sarfetmişti. Zhu Rongji aynı zamanda, “heyecana kapılıp pişman olacağınız bir işe kalkışmayın” ve “seçime üç gün kaldı, bu dünyada öngörülemeyen şeyler var, Tayvan soydaşları çok dikkatli olun” ifadelerini kullanmıştı. Zhu Rongji’nin bu sözleri söylerken takındığı korkunç yüz ifadesi Tayvan basınında ve TV’de devamlı yansıtılmıştı. 2004’deki seçimi de kıl pay farkla yine Demokratik İlerici Partisi kazanmış ve Chen Shuibian yine Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti. Pekin, daha önceki tecrübesinden dolayı bu seçimi etkileyecek bir harekette olmamıştı, ancak Milliyetçi Çin Partisi ve bu partiden bölünmüş yeni parti, Chen Shuibian ve Demokratik İlerici Partililer tarafından Pekin yanlısı olarak suçlanarak etkileri zayıflatılmaya çalışılmıştı. 2005’te Milliyetçi Çin Partisi onursal başkanı Lian Zhan’ın Çin’i ziyaret etmesi ve Pekin’in Milliyetçi Çin Partisine destek vermesi bu tür ayrışmayı belirginleştirmişti. Artık Tayvan toplumu Tayvan yerlileri ile Çin yanlıları olarak iki kutuba ayrılmaya başlamıştır.

Mart 2008’te, Tayvan’da Cumhurbaşkanlığı seçiminin yapıldığı gün, Tayvan’ın Çin Cumhuriyeti adıyla 13 yıldır BM üyeliğine giremediğini ileri süren Demokratik İlerici Partililer, artık Tayvan Devleti adıyla BM üyeliğine başvurmak için bir referandum da düzenlemişti. Milliyetçi Çin Partisi’nin de Çin Cumhuriyeti adıyla tekrar BM üyeliğine dönüşü ile ilgili referandum da yapıldı. Ancak her ikisi % 50 oy alamadığı için gerçekleşememişti. Pekin de Demokratik İlerici Partisinin girişimini eleştirmiş ve Tayvan’ın bağımsızlığına izin vermeyeceğini ifade etmişti. Bu referandum ile birlikte yapılan Tayvan Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Demokratik İlerici Partisi kaybetmiş ve Milliyetçi Çin Partisi kazanarak tekrar iktidara gelmeye muvaffak olmuştu. Parti reisi Ma Yingjiu Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti. Çin karşıtı politikasını sürdüren Chen Shuibian yönetimi, yolsuzluk skandalları, dış politikasındaki bazı başarısızlık ve iktisadi hayatın gerilemesi sonucunda bu seçimi kaybetmişti. Seçimi kaybeden Chen Shuibian, yolsuzluk ile suçlanarak bir süre sonra hapse atılmıştı. 2012 seçiminde Milliyetçi Çin Partisi seçimleri tekrar kazanmıştı. Kazanmanın bir nedeni ise, Demokratik İlerici Partisi adayı Cai Yingwen’ın Çin’e karşı Tayvan bağımsızlığı politikasını izlemesidir. Neticede Tayvan toplumunun büyük bir kısmı “Çin ile birleşmeyecek, Tayvan bağımsız olmayacak ve Çin ile savaşmayacak” prensibi ile mevcudiyeti koruma yanlısıdır. Pekin Hükümeti bu sonuçtan memnum kalmakla birlikte, Çin halkı da bu sonuca ilgi duymaktadır. Ancak Ma Yingjiu yönetimi de toplum tarafından ciddi şekilde eleştirilmiş, özelikle ekonomi ve iktisadi hayat konularındaki başarısızlıklar halkın yönetime duyduğu güveni giderek zayıflatmıştır.

Tayvan halkı 2016 seçime hazırlanırken Milliyetçi Çin Partisi aday çıkarmakta zorlanmıştır. Parti içinde tarafların oluşması ile yaratılan bir boşluğa karşı partide “küçük biber” lakabı ile tanılan milletvekili Hong Xiuzhu seçilmiştir. Bayan Hong Xiuzhu partide uzun yıl hizmet etmiş olmasına rağmen kamuoyu yoklamasında rakibi Demokratik İlerici Parti reisi bayan Cai Yingwen’e kıyasla % 25 puan geridedir. Bu durumu değerlendiren Milliyetçi Çin Partisi, Ekim 2015’te Hong Xiuzhu’nun adaylığını iptal ederek yerine parti reisi Zhu Lilun’u aday göstermiştir.

C:\Users\Erkin\Desktop\Ekran Alıntısı.PNG

Ma Yingjiu-Xi Jinping Görüşmesine Karşı Protesto

Mayıs 2015'te, Pekin’de Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile bir görüşme gerçekleştiren Zhu Lilun’un, ekim ayının sonunda yapılan bir kamuoyu yoklamasına göre rakibi Cai Yingwen’e karşı % 30.7 puan geride olduğu ortaya çıkmıştır. Yani 16 Ocak 2016’da yapılması beklenen seçime az kala Zhu Lilun’un adaylığı da başarısız gibi gözükmektedir. Rakibi Demokratik İlerici Partisi reisi Cai Yingwen, bilgili ve ağırbaşlı biri olup, Çin politikası ise 2012 Seçimi’nden farklı olarak mevcudiyeti koruma olmuştur. Ma Yingjiu yönetiminin başarısızlığı ve Cai Yingwen’in pragmatik davranışı toplumun % 48 desteğini kazanmış durumdadır. Böyle bir ortamda Tayvan’ın Cumhurbaşkanının (parti reisi değil) Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i (aynı zamanda parti reisi, Merkezi Askerî komite Başkanı ve Ulusal Güvenlik Komitesi Başkanı) Singapur’a davet etmesi ve kısa bir görüşmenin gerçekleşmesi Zhu Lilun’e ne kadar puan kazandırabilir şüphelidir.

Her şeye rağmen Ma-Xi Görüşmesi üst kapalı bir gerçeği gündeme getirmiştir: Karşılıklı siyasal statüler kabul edilmiştir.

Ma-Xi Görüşmesinin Etkisi

İki yıldan bu yana hazırlanmakta olan bu görüşmede siyasî hassasiyetinden dolayı iki liderin karşılıklı birbirlerine Sayın (Bay) diye hitap edecekleri açıklanmıştır. Tayvan lideri Ma Yingjiu bu noktaya getiren sebepler şu şekilde açıklanmaktadır: Geçmişteki yedi yılda Tayvan Boğazının barışı ve mevcut durumun korunması, yani Çin ile birleşmeyecek, Tayvan bağımsız olmayacak ve Çin ile savaşmayacak prensibi iki tarafın barış ve kalkınmasını sağlamıştır. Bu yedi yılda iki taraf birçok alanı kapsayan 23 anlaşmaya imza atmış ve büyük “barış kârı” saptanmıştır. Aynı zamanda 66 yıldan beri ikili ilişkilerin en barışçıl ve istikrarlı dönemi olmuştu. Ancak bu görüşmede hiçbir anlaşma yapılmayacaktır.

Kamuoyu yoklaması yapan şirketlerin araştırmalarına göre, Ma-Xi Görüşmesinin desteklemediği sonucuna karşı Ma Yingjiu, hükümete bağlı Anakıta İşleri Konseyi’nin yaptığı araştırmada % 80 destek aldığı sonucuna göre bu görüşmeyi kabul ettiğini ileri sürmektedir. ABD, Avrupa ülkeleri ve Japonya gibi devletlerin de söz konusu görüşme hakkında olumlu tutumu beyan etmesi de Ma Yingjiu’nin karar vermesine neden olmuştu. Ancak Muhalif parti lideri Cai Yingwen, bu görüşmenin Tayvan’ın demokrasi sistemine zarar vereceğini ifade etmektedir. Buna cevaben Ma Yingjiu, Cai Yingwen’in ne söylemek istediğini anlayamadığını belirtmektedir. Cai Yingwen’e göre Ma-Xi Görüşmesi, “eşitlik ve saygı”, “açık ve şeffaf” ve “siyasal ön şartların olmaması” prensibine aykırıdır, bu prensipler kırmızıçizgisidir ve kurban edilemez. Cai Yingwen’in partisi de 5 maddeli beyanname açıklamıştır.

Bazı araştırmacılara göre Ma Yingjiu’nin bu görüşmeye katılmasının gerçek amacı kendisinin Çin tarihindeki yerini sağlamlaştırmaktır. Yani tarihi değiştiren ve yönlendiren bir kişi olarak tarihe yazılmak istiyor. Bazıları Demokratik İlerici Partisi’nin bu görüşmeye karşı çıkmasının bir faydasının olmayacağını, Milliyetçi Çin Partisi’nin sürdürmek istediği Çin yanlısı politikasının başarılı olacağını ileri sürmektedir. Bazı basın organları bu görüşmenin sadece kişisel ya da parti menfaatleri üzerinde düşünmemesi gerektiğini, aksine iki taraf ilişkileri ve bölgesel barışı ilgilendiren stratejik düzeyde ve tarihî düzeyde bakılması gerektiğini belirtmektedir. Bazıları da Pekin’in artık Tayvan’daki Çin Cumhuriyeti’nin mevcudiyetini kabul etmesi gerektiğini ifade etmektedir.

Tayvan basını ile farklı olarak Çin basınında çelişkili görüşler pek yoktur. İki lider arasındaki görüşmenin kilometre taşı manası taşıdığını belirten Çin Başbakanlığı Tayvan İşleri Başkanlığı müdürü Zhang Zhijun, söz konusu görüşmenin tarihîn akışına ve her iki halkın arzusuna uygun olduğu değerlendirmesinde bulunmaktadır. Ona göre iki halk bir ailedir ve akraba duygusu güçlüdür. Bu bağlamda iki liderin görüşmesi ikili ilişkileri yeni bir düzeye yükselterek, gelişmek için yeni zemin hazırlamaktadır. İkili ilişkilerinin gelişmesiyle karşılıklı güveni artıracak sorunları ve görüş farklılıkları kontrol edecek, ortak siyasal temeli(?) pekiştirerek ve ikili ilişkilerin barışça gelişmesini, Tayvan Boğazının barış ve istikrarını koruduğu gibi bölgenin barış ve istikrarını sağlamış olacaktır. Ma-Xi Görüşmesine bir dönüm noktasını oluşturan görüşme olarak bakan Çin basını, ayrıca “tarihî el sıkışma”, “tarihî açılım” ve “tarihî açılım için alkışlama” gibi başlıkları kullanmıştır. 

Gerçi Çin basınında bu görüşmenin ikili ilişkilere yeni bir gelecek oluşturacağı ve bu görüşmenin tarihsel emsal yaratacağı ve iki tarafın esenliğini sağladığını ileri sürülüyor ise de,  bir tek görüşmenin ile Tayvan-Çin ilişkilerindeki sorunları çözüp bütünleşme yolunu açmasının mümkün olmayacağı savunulmaktadır. Tayvanlılar için Çin cazibesi onun pazarıdır, ekonomi-ticaret menfaatleridir, Çin’in siyasal düzeni ve yönetim şeklini kabul etmemektedir. Bu ikilemli duruma karşı Tayvanlılar daha çok mevcut durumun sürdürülmesini istemektedir. Aslında Ma-Xi Görüşmesi’nden sonra, Çin’in Tayvan üzerindeki çıkarlarının daha ciddi boyutlara yükselmesi sebebiyle mevcudiyetin korunması zorlaşacaktır.

Ma-Xi Görüşmesi umut ile şüphe ortamında gerçekleşmektedir. Söz konusu görüşmenin sembolik rolü büyük olabilir, ancak pratikte ne derecede güvenli olduğu şüphelidir. Neticede Çin’in gerçek amacı Tayvan’ı Kıta Çin’e katma ve Batı Pasifik’te deniz hâkimiyeti inşa etmektir. Bu amacı, ABD ve Japonya dâhil bölgedeki bütün ülkelerin çıkarları ilgilendirmektedir. Tayvan’ın kaderi sadece Çinlilerin elinde değildir.

 

Yazarın Diğer Yazıları
 1 2 3 
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi