Özel haberleşme hürriyeti ve gizliliği diğer temel hak ve hürriyetler gibi devletin yasama, yürütme ve yargı erklerine karşı Anayasal koruma altına alındığının ancak haberleşme özgürlüğünün sınırsız ve mutlak dokunulmaz olmadığının vurgulandığı analizde, AİHM sözleşmesinin 8. maddesi ile haberleşme özgürlüğünü bir hak olarak güvence altına almakla birlikte, devletlerin kendi egemenlik alanları içinde kişilerin haberleşme özgürlüğüne dokunamamasının kesin ve sınırsız olmadığına değinildi.
Devletlerin, AİHS ve AİHM tarafından genel hatları belirtilen ölçüler içerisinde özel hayatın ve haberleşme hürriyetinin gizliliğine dokunabilme hak ve yetkisine sahip olduğunun ve Türkiye’de 1999 yılına kadar olan dönemde iletişimin denetlenmesi tedbirini açık bir şekilde düzenleyen herhangi bir kanun ve kanun hükmünün olmadığının ifade edildiği analizde Bu tedbirin o dönemlerde 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu’nun (CMUK) 91. maddesi yorumlanmak suretiyle uygulandığını ancak, AİHM’nin bu konuda vermiş olduğu kararlar dikkate alınmak suretiyle Türkiye’de adli ve önleme amaçlı yasal mevzuat bu hususlara tam uygun olarak düzenlendiği de belirtildi.
"Türkiye’de İletişimin Denetlenmesi" başlıklı analizin PDF versiyonu için
Tıklayınız...