1 Kasım, G20 ve Ekonomi
38
Dr. M. Levent Yılmaz

1 Kasım seçimlerinin hemen ardından gerçekleşen ve G20 tarihinin belki de en önemli, en yenilikçi zirvesi de seçim sonuçlarının verdiği özgüvenle gerçekleştirildi. Zira seçim öncesinde bazı basın yayın organlarında sırf ülkeye zarar vermek için G20 zirvesinin iptal olabileceğine yönelik gerçek dışı konular üzerinden bir algı operasyonu bile yapılmaya çalışılmıştı. Ancak yapılan tüm algı operasyonlarına rağmen Türkiye pek çok ilki hayata geçirdiği dönem başkanlığını muhteşem bir zirve ile taçlandırdı.

Türkiye, 7 Haziran seçimlerinin ardından girdiği belirsiz ama iyi yönetilen süreci 1 Kasım itibariyle bambaşka bir sürece evirmeyi başardı. Tabi ki burada halkın sağduyusunun ne denli önem arz ettiğini ve halkın bir kere daha Türkiye’ye sahip çıkarak önemli bir düzlüğe yönelttiğini vurgulamak gerekiyor. Gerçekten de 7 Haziran sonrası yaşanan gelişmeler ve Türkiye’yi yeniden koalisyonlu günlere döndürme çabaları uzunca bir süre unutulmayacak cinsten. Mesela, bazı yayın organlarının sürekli dayattığı AK Parti-CHP koalisyonu, birden alevlenen terör dalgası, spekülasyonlar üzerinden ekonominin dar boğaza sokulmaya çalışılması gibi pek çok örnek, ülkenin nasıl bir tehlikeden geçtiğinin en önemli göstergesi. Bu durumun halk tarafından çok iyi analiz edilmesi, her şeye rağmen ekonominin dengede kalması, terör örgütü PKK’ya yönelik aralıksız darbe ve FETÖ’ye karşı siyasi sonuç gözetmeksizin yapılan operasyonlarla bileşince oldukça önemli bir oy oranı ile AK Parti yeniden iktidar ipini göğüsledi. Seçim sonuçlarının netleşmesi ile beraber dolar kurundaki hızlı düşüş ve azalan piyasa faiz oranları aslında ekonomik istikrar için siyasi istikrarın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Özellikle uluslararası medyada sıkça dillendirilen halkın koalisyon isteği algısının kesilmesi ve dünya ekonomisinin hızlı bir şekilde yeni bir türbülansa doğru yöneldiği bu dönemde Türkiye, siyasi ve ekonomik istikrarı beraberinde yaşayacağı, seçimsiz bir dört yıla kavuşmuş oldu. “Altın dönem” diyebileceğimiz bu seçimsiz dört yılın çok iyi değerlendirileceği de AK Parti’nin seçim beyannamesinin satır aralarından anlaşılıyor. Özetle 1 Kasım sadece bir parlamento seçiminden öteye geçerek adeta bir gelecek tayini oldu. Bu seçim sonuçları ile halk, istikrarı tercih ederek içeriye ve dışarıya en net mesajı vermiş oldu.

G20, Antalya Mutabakatı

1 Kasım seçimlerinin hemen ardından gerçekleşen ve G20 tarihinin belki de en önemli, en yenilikçi zirvesi de seçim sonuçlarının verdiği özgüvenle gerçekleştirildi. Zira seçim öncesinde bazı basın yayın organlarında sırf ülkeye zarar vermek için G20 zirvesinin iptal olabileceğine yönelik gerçek dışı konular üzerinden bir algı operasyonu bile yapılmaya çalışılmıştı. Ancak yapılan tüm algı operasyonlarına rağmen Türkiye pek çok ilki hayata geçirdiği dönem başkanlığını muhteşem bir zirve ile taçlandırdı. Seçim süreci yaşayan Arjantin ve Paris saldırısı neticesinde son anda ziyareti iptal eden Fransa Cumhurbaşkanı dışında bütün dünya liderleri Antalya’daydı. Bu açıdan bile son derece büyük önem taşıyan bu zirveye Türkiye pek çok yenilik katarak çıtayı da yükseltmiş oldu. Örneğin G20 tarihinde ilk kez enerji bakanları bir araya geldi. İlk kez W20 başlığı ile kadın çalışma grubu oluşturuldu. Türkiye’nin kapsayıcı büyüme girişimi ile kalıcı olmak üzere Dünya KOBİ Forumu hayata geçirildi. Dünya ekonomisi ve özellikle gelişmekte olan ülkelerin içinde bulunduğu çıkmazın belki de en iyi vurgulandığı ortam Antalya zirvesi oldu. Sadece ekonominin değil dünyayı yakından ilgilendiren pek çok konunun kapsamlı bir şekilde ele alındığı bu zirvenin neticesinde ortaya çıkan G20 bildirgesi esasen bugüne kadarki tüm bildirgelerden farklılaşarak kendine has bir yapıya kavuştu. Zira bugüne kadar G20 toplantılarında alınan kararların uygulanması takip edilmezken Türkiye’nin teklifi ile bir sekreterya kurulması gündeme geldi. G20 ülkeleri dünya nüfusunun yaklaşık üçte ikisini, dünya GSYİH’sının % 85’ini ve dünya ticaretinin de % 75’ini oluşturuyor. Bu bakımdan söz konusu ülkelerin aldıkları kararların uygulanması bütün dünyayı ilgilendiriyor. Bu hali ile alınan kararlar açısından bu zirve sonuçlarına “Antalya Mutabakatı” adını vermek yanlış olmayacaktır.

Ekonomi Nereye?

Ekonominin yarısı rakamlardan oluşuyorsa, kalanı da algıdır. Tarih bize çok iyi rakamlara sahip ülkelerin basit bir algı ile battığı ya da tersine çok kötü durumdaki ülkelerin algı ile ayakta kalabildiğine dair pek çok örnek veriyor. Bununla beraber siyasi istikrarın ekonomik istikrar için olmazsa olmaz bir koşul olduğunu Türkiye 7 Haziran sonrası süreç ve 1 Kasım seçimleri ile bir kez daha ispat etmiş oldu.

Bunun en önemli göstergesini Türkiye’nin Kasım ayı Tüketici güven endeksi oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Kasım ayında bir önceki aya göre % 22,9 oranında arttı; Ekim ayında 62,78 olan endeks Kasım ayında 77,15 oldu. Böylelikle 7 Haziran sonrası hızla düşen Tüketici güven endeksi bu kez hızla tüm kayıplarını telafi ederek yükselişe geçti. Tüketici güveni bir ekonomi için en belirgin endekslerden birisini oluşturuyor ve tüketicilerin o ekonomi ile ilgili gelecek beklentisini de şekillendiriyor.

Dolayısıyla 1 Kasım’da ortaya çıkan siyasi sonucun ekonomiye yansıması da eş zamanlı olarak ölçülmüş oldu. Bunun bir yansıması olarak Ekim ayında 80,87 olan Genel Ekonomik Durum Beklentisi Endeksi % 30,9 oranında artarak, Kasım ayında 105,90 oldu. Bu artış da, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durumun daha iyi olacağı yönünde beklentisi olan tüketicilerin sayısının bir önceki aya oranla çok ciddi şekilde arttığını gösteriyor. Tüm bunlara bağlı olarak Tasarruf Etme İhtimali Endeksi’nin de % 17,3 oranında arttığını görüyoruz. Ekim ayında 19,07 olan endeks, Kasım ayında 22,37 değerine yükselmiş durumda. Bu artış, tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde tasarruf etme ihtimallerinin bir önceki aya göre arttığını göstermektedir. Örnekleri artırmak mümkün. Ancak tüm bu gelişmeler bile bizim de sürekli vurguladığımız siyasi istikrarın ne kadar önemli olduğunu ortaya koymak için yeterli görünüyor.


16.12.2015
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi