1514’ten 2014’e Kürtler – Türkler ve Yeni Yüzyıl Kitabı
48

SDE “1514’ten 2014’e Kürtler – Türkler ve Yeni Yüzyıl” başlıklı kitap çalışmasını yayınladı. Kitabın editörlüğünü SDE Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Koordinatörü Orhan Miroğlu yaptı.

"1514’ten 2014’e Kürtler – Türkler ve Yeni Yüzyıl " başlıklı kitabımızın sunuş yazısını sizlerle paylaşıyoruz:

Orta Doğu’nun iki köklü halkı olan Türkler ve Kürtler, bölgenin son bin yıllık tarihinin en kritik dönemlerinde kader birliği yaparak her türlü güçlüğü beraberce savuşturmuşlardır. Aynı inanç ailesinin üyeleri olarak Haçlılara karşı 1071’de Alparslan’ın komutasında Malazgirt’te, 1187’de Selahattin’in komutasında Hittin savaşlarında parlak zaferler kazanmışlardır. Son beş yüzyıla damgasını vuran iki halk arasındaki siyasi ittifak, Yavuz Sultan Selim ile Kürt önder İdris-i Bitlisi arasında 1514’te yapılan antlaşma ile başlamıştır. Bu ittifak ile Osmanlı devleti doğu sınırlarını garanti altına alırken, Kürtler ise kavuştukları güvenlik ortamında bilimsel, dini ve kültürel alanlarda önemli ilerlemeler sağlamışlardır. Birinci Dünya Savaşı’nda ve Çanakkale’de dahi bu ittifak sürmüştür. 20. yüzyılın başlarında Osmanlı’nın yıkılması ve yerine kurulmaya çalışılan Sykes-Picot (1916) düzeni ise ne yazık ki, bölgedeki tüm tarihsel hafızayı ve medeniyet perspektifini yerle bir etmiştir. Türkiye’deki ulus devlet modeli kurmanın zorunlu bir gereği olarak görülen katı laik ve etnik Türkçü ulus inşa sürecinin yarattığı travmalar ise günümüz Türkiye’sinde ortaya çıkan “Kürt Sorununun” temelini oluşturmaktadır.

Neredeyse otuz yıldır süren çatışmacı paradigmanın değişmesi sonucu, bugün devlet ile Kürt siyasi aktörleri arasında müzakere ve çözüm süreci başlamıştır. Artık bölgeden ölüm haberleri değil, sosyo-ekonomik gelişme ve kalkınma haberleri gelmektedir. Ancak uzun bir çatışmacı dönemin yarattığı anamolik dışlayıcı siyasi kültürü aşmak ve kalıcı barışın siyasi-psikolojik zeminini oluşturan güveni yeniden inşa etmek kolay değildir. Üstelik yalnızca ülke içinde değil, Suriye ve Irak gibi komşu coğrafyadaki siyasi dinamikler ve iç savaş durumu da içerideki müzakere sürecini ve siyasi iklimi zaman zaman olumsuz etkileyebilmektedir. En son 6-7 Ekim tarihlerinde yaşanan ve 50 civarında insanın hayatına mal olan sokak olayları, bu bağlamda bir yandan sürecin kırılganlığını gösterirken diğer yandan sürecin vazgeçilmezliğini ve hem Türk hem de Kürt kamuoyunda sahip olduğu desteği de ortaya koymuştur.

Şunun altını çizmek gerekir ki, büyük ittifaklar çoğu zaman ya ortak tehditler ya da ortak çıkarlar ve değerler üzerine inşa edilir. Türkler ve Kürtler bugün yeniden bölgede ve hatta tüm küresel düzlemde artan belirsizliklerin yarattığı istikrarsızlık tehdidi altındadırlar. Irak ve Suriye’de derinleşen çatışmacı ortam, IŞİD gibi anamolik ama oldukça güçlü terör örgütlerini ortaya çıkarmıştır. Erbil ve Kobani gibi şehirlerin nihayetinde varlıklarını korumak için dayanacakları ülke Türkiye’dir. Ezidiler ya da Suriye’de tehdit altında bulunan Kürt grupların sığınağı kaçınılmaz olarak Türkiye olmuştur. Bölge halkları son yüzyılda batılı güçlerin acımasız planlarının kurbanı oldular. Ancak bugün tarih bölge halklarına, kendi geleceklerini kendi elleriyle kurabilecekleri yeni fırsatlar sunmaktadır. Türkiye yüzyıl aradan sonra bölgeyle çok daha yakından ilgilenmeye başlamış, bölgenin stratejik ve kültürel dinamiklerini etkileyecek yeni bir aktör haline gelmiştir. Yeni yüzyıla bölgesel gelişmelere damgasını vuracak olan böyle bir ittifak için iki halkın tarihsel tecrübesi, ortak kültürel değerleri ve siyasi iradeleri vardır.

Gerçekten de 1514’te olduğu gibi, 2014’te de Türk ve Kürt halkları siyasi iradelerini parlak bir gelecek için yeniden ortaya koymaya çalışmaktadırlar. Bu imkân ve fırsat iyi değerlendirilmelidir. Böyle bir ittifak kendi medeniyet havzamızda yeni ve kalıcı bir barışın, siyasi istikrarın ve ekonomik refahın önünü açabilir. Türkiye’nin bir sivil inisiyatifi olarak ortaya çıkan ve gün geçtikçe kurumsallaşan Stratejik Düşünce Enstitüsü (SDE), kritik dönemlerde gerektiğinde risk alarak önemli sorunların açık yüreklilikle ve demokratik bir ortamda tartışılmasını sağlamaktadır. Elinizdeki kitap bu anlamda, 6-7 Ekim olayları sonrasında gerçekleştirdiğimiz ve çözüm sürecinin geleceğinin tartışıldığı geniş katılımlı bir çalıştayın sonucunda hazırlanmıştır. Çalıştayı düzenleyen SDE’nin Tarih ve Toplumsal Hafıza Araştırmaları Koordinatörlüğü çalışanlarına ve çalıştaya bizatihi gelerek değerli görüşleriyle katkı sağlayan herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Ülkemizin ihtiyaç duyduğu kalıcı barış ve huzura bir nebze de olsa katkı sağlamak ümidiyle...

Kitabı Ankara'daki seçkin kitapevlerinden temin edebilirsiniz.

Keyifli okumalar dileğiyle…
 

21.01.2015
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi