Dağlık Karabağ’da Neler Oluyor?
30
Prof. Dr. Salih YILMAZ

Ermenistan/Azerbaycan arasındaki çatışmalara şu ana kadar ne Rusya ne de Türkiye doğrudan müdahale edici veya kışkırtıcı açıklamalarda bulunmamışlardır. Bu durum iki ülkenin de birbirini tarttığına dair görüşleri de güçlendirmektedir. Bu şartlarda Azerbaycan ordusunun süreyi daha fazla uzatmadan ne kadar toprak alacağı önemlidir. Çünkü iki ülke arasındaki savaşın uzun süre devam etmesine hem bölge ülkeleri hem de Rusya izin vermeyecektir.


SSCB’nin dağılmasından sonra Dağlık Karabağ dolayısıyla yaklaşık 25 seneyi aşkın bir süredir çözüm yolları çıkmaza giren Ermenistan-Azerbaycan çekişmesinin sıcak çatışmaya dönüşmesi beklenilen bir süreçti. İki ülke arasında 1994 yılında ateşkes sağlansa dahi Azerbaycan’a bağlı toprakların %20’si işgal altındaydı. Azerbaycan-Ermenistan arasında ateşkesin ilanından sonra soruna AGİT’in Minsk Grubu’nun girişimiyle çözüm bulma çabaları günümüze kadar bir netice vermemiştir. Özellikle Azerbaycan tarafı 20 seneden fazla devam eden barış görüşmelerinden umutla bir sonuç beklemiştir. Minsk Grubu eş başkanları 1994’den itibaren devam eden barış görüşmelerinde hiçbir ilerleme kat edememişlerdir. 14 Mart 2008’de BM Genel Kurulu’nda alınan karar ise Dağlık Karabağ ve işgal edilen Azerbaycan topraklarına dair en önemli karar olmuştur. 39 lehte, 7 karşı oy ile alınan karara göre Azerbaycan’ın toprak bütünlüğüne vurgu yapılmış ve Ermeni kuvvetlerin işgal altındaki topraklardan çekilmesi istenmiştir.

Ermenistan’ın Azerbaycan’a karşı üstünlük sağlamasında Rusya’nın doğrudan ve dolaylı etkisi olmuştur. Ermenistan-Azerbaycan çatışması Rusya’nın jeopolitik öncelikleri ve çıkarları çerçevesinde konumlanmıştır.

Peki Rusya açısından Ermenistan neden önemli olmuştur?

                    Ermenistan’ı Türkiye’nin, ABD, NATO ve Avrupa Birliği’nin Kafkasya politikasına karşı denge unsuru olarak kullanmak,

                    Ermenistan sayesinde Kafkasya’daki politik ve askeri varlığını koruyarak, bölgede konuşlandırdığı üslerle Azerbaycan’ı ve Gürcistan’ı kontrol altında tutmak,

                    Ermenistan ve Ermeniler aracılığı ile bölgede etnik çatışmalar çıkarabilme olanağına sahip olmak,

                    Ermenistan’ı Rusya’nın bölgedeki politik ve ekonomik çıkarlarının korunması yönünde bir bekçi haline getirmek,

                    Genel olarak Kafkasya’yı savunma ve kontrol sayesinde Rusya’nın kendisine yönelik güneyden yapılabilecek müdahaleler karşısında gereken önlemleri almak. 

Dağlık Karabağ'daki çatışmaların temelinde Ermenistan'ın TANAP gaz koridorunu engelleme planı da vardır. Rusya, Ermenistan ve Dağlık Karabağ sorunu sayesinde bölgedeki enerji hatlarının Batı’ya ulaştırılmasını uzun süre engelleyebilmiştir. Bu durumdan en çok Azerbaycan zarar görmüşse de uzun vadede Ermenistan ve Türkiye’nin en çok zarar gören ülkeler olduğunu söyleyebiliriz. Rusya, Batı sermayesini Hazar Denizi’nden uzak tutmayı başarmıştır. Kafkasya’da çıkan Çeçenistan Savaşı ve Azerbaycan-Ermenistan gerginlikleri enerjinin bu hat üzerinden taşınmasını mümkün kılmamıştır. Türkiye’nin Gürcistan ile işbirliği yaparak, Ermenistan’ı bertaraf ederek enerjiyi Batı’ya ulaştırması hem Ermenistan’ı hem de Rusya’yı rahatsız etmiştir. Rusya’nın gayretiyle 1995’de Bakü-Novorossiysk hattı petrol ihracat hattı olarak kabul ettirilmiştir. Hatta Rusya, Bakü-Tiflis-Ceyhan’a yönelik olumsuz bir kampanya başlatmıştır. Fakat Azerbaycan’ın kararlılığı bu projeyi uygulanabilir kılmıştır. Azerbaycan’ın gayretleriyle 27 Haziran 2006’da Avrupa Komisyonu, Karadeniz bölgesinden üç ülke (Türkiye, Bulgaristan ve Romanya) ve Macaristan/Avusturya ile Nabucco’yu planlamışlardır. Bu hattın Türkmenistan ve Azerbaycan’dan Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Macaristan yolu ile Avusturya’ya 30 milyar m3 civarında doğal gaz nakletmesi planlanmıştır. Fakat hem Rusya’nın olumsuz propagandaları hem de Avrupa ülkelerinin finansman sağlamaması gibi nedenlerle bu proje başarısız olmuştur. Bu tarihten itibaren Rusya’nın Ermenistan ile askeri işbirliği daha da artmıştır. Azerbaycan/Ermenistan arasında ne savaş, ne de barış” gibi belirsiz bir durum yaşanır olmuştur.

2015 yılından itibaren Dağlık Karabağ anlaşmazlığına bağlı olarak Ermenistan’ın işgal ettiği Azerbaycan topraklarında iki ülke askerleri arasında sık sık ateşkes ihlalleri yaşanır olmuştur. Azerbaycan son 10 yılda ekonomisinin de verdiği güvenle ordusunu hem güçlendirmiş hem de askeri teçhizat bakımından donatmıştır. Buna karşılık Ermenistan’da ise hem dış göç nedeniyle nüfus sorunları yaşanır olmuş hem de ordu yenilenememiştir. Azerbaycan’ın Ermenistan ile sıkı bir mücadeleye hazırlandığını düşündüğümüzde bu savaşın çıkması kaçınılmazdı. Hatta Azerbaycan, 2015 yılında Ermenistan ile savaş stratejisi kapsamında büyük bir tatbikat bile yapmıştır. İki devlet arasında çıkabilecek savaşın ilk hamlesinin Azerbaycan’dan geleceği düşünülüyorken ilk güçlü saldırıyı 1-2 Nisan 2016’da Ermenistan (sözde Dağlık Karabağ ordusu) yapmıştır. Ermenistan, Dağlık Karabağ bölgesinden Azerbaycan'a 100 top atışı ile ilk saldırıyı başlatmıştır. İlk saldırılara bağlı olarak 1 Azerbaycan helikopteri düşürülmüş ve 12 asker şehit edilmiştir. Azerbaycan ordusu ise sınıra doğru silah ve mühimmat takviyesi yaparak saldırılara sert cevap vermiştir. Azerbaycan ordusunun karşı taarruzunda Talış köyü etrafındaki tepe, Seysulan yerleşim birimi ve Lele Tepesi Ermeni güçlerinden alınmıştır. Ayrıca Ağdere, Terter, Ağdam, Hocavend ve Fuzuli bölgelerinde operasyonlar başlatılmıştır. Bu operasyonlar sonucunda Ermenilerin elinde bulunan 10'u aşkın stratejik öneme haiz köy, bölge ve nokta geri alınmıştır. Kurtarılan bölgeler içerisinde özellikle Horadiz bölgesindeki "Lele Tepe" askeri açıdan oldukça önemli bir mevkidir. Çünkü Birinci Karabağ savaşında bu tepenin işgalini eski Ermenistan Dışişleri Bakanı Serj Sarkisyan’ın özellikle istediği bilinmektedir. Bu tepe sayesinde Fuzuli, Hadrut, Martuni Azerbaycan ordusu tarafından kontrol edilebilecektir. Buralar ayrıca Hankendi'nin güney bağlantısıdır. Azerbaycan ordusu, Murovdağ'a doğru ilerlemeğe devam ederek Talış ve Akçakend yönünden Ermeni güçlerini çevrelemiştir. Bu başarılara bağlı olarak işgal altındaki Ağdere rayonunda yaşayan Ermeniler, Ermenistan'a doğru göçe başlamıştır. Azerbaycan ordusu Akdam'a doğru Ermeni sınır mevzilerini ele geçirmiştir.

Ermeniler ise Suriye'den göç eden Ermenileri zorla konferans salonlarına toplayarak Karabağ'dan göç yasağı koymuşlardır. Fakat buna rağmen binlerce Suriye'li Ermeni, Karabağ'da yaşamak istemediklerinden Ermenistan’a doğru göçü sürdürmüşlerdir. Suriye'den Ermenistan'a göç ederek Dağlık Karabağ'a yerleştirilen Ermeni göçmenlerin savaşabilecek olanları zorla cepheye götürülmektedir. Ermenistan, sivil halkın Dağlık Karabağ ve cephe hattından göç etmesini engellemek için yolları kapatmıştır.

Rusya, Dağlık Karabağ için Ermenistan ve Azerbaycan'a ateşkes çağrısında bulunmuştur. Ermenistan'ın ateşkes çağrısına Azerbaycan'dan: “Ateşkese hazırız. Fakat Ermeniler işgal edilmiş toprakları terk etmeliler.” biçiminde cevap verilmiştir. Ermenistan Cumhurbaşkanı Sarkisyan "Karabağ konusunda anlaşmaya razıyız." mesajları ile barış telkininde bulunmuştur. Fakat diğer taraftan da Ermeni ordusunun saldırıları devam etmiştir. Azerbaycan-Ermenistan arasındaki bu mücadelede Rusya çaresiz kalmıştır. Çünkü Azerbaycan, Rusya'yı en zayıf ve kötü durumunda yakalamıştır. Rusya'nın Ermenistan’a yönelik taraf tutması halinde Avrasya politikasının çökmesi muhtemeldir. Ayrıca Rusya’nın Ukrayna, Suriye ve Karabağ savaş alanlarında aynı anda aktif olması beklenmemektedir. Ermenistan Dışişleri Bakanı E. Nalbandyan, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'u arayarak yardım istemiştir. Putin ve Lavrov, Dağlık Karabağ için her iki tarafa acil toplantı çağrısı yapmıştır. Bu savaş çıkmadan önce Azerbaycan, Rusya ve İran’ın sınır sorunlarını görüşmek için 7 Nisan'da bir araya gelmeleri kararlaştırılmıştı.

Saakashvili'ye göre Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan'ı zor duruma düşürmek için Ermenistan kullanılmaktadır. Bu politikanın mimarı ise Rusya’dır. Rusya hem Ermenistan'a hem de Azerbaycan'a silah satarak bu gerginliğe iki ülkeyi hazırlamıştır. Rusya, 2015 yılında Azerbaycan'a 2 milyar dolarlık, Ermenistan'a da 200 Milyon dolarlık silah satmıştır. Ermenistan Dışişleri Bakanı Yardımcısı Koçaryan ise Türkiye'nin Azerbaycan'ı Karabağ'da desteklediğini iddia etmiştir. Bu açıklamanın sebebi ise Rusya’nın askeri yardımlarını alabilme gayretidir.

Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş 4-5 Nisan 2016’da o kadar şiddetli hale gelmiştir ki uçaklar, tanklar, Grad füzeleri ve toplar kullanılmıştır. Azerbaycan Savunma Bakanlığının açıklamasına göre şimdiye kadar Ermenilere ait 6 tank, 15 obüs yok edilmiştir. Azerbaycan/Ermenistan savaşında ilk belirlemelere göre 100’den fazla Ermenistan askeri ve 50 Azerbaycan askerinin öldüğü tahmin edilmektedir. Ermenilerin işgal ettikleri Azerbaycan topraklarındaki komuta merkezi vurulmuş ve üst rütbeli Ermeni askerleri öldürülmüştür. Ermeniler sadece Ağdere'de 80 kayıp vermişlerdir. Bazı ordu mensuplarına ise ulaşılamadığı duyurulmuştur. Her iki taraftan da yüzlerce sivil ve asker yaralının bölge hastanelerinde tedavi edildiği bilinmektedir. Azerbaycan Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Vakıf Dergahlı’nın ifadesine göre Ermenilerin internet sitelerinde yaydığı Azerbaycan askerleri cesetleri uydurmadır.

Azerbaycan-Ermenistan savaşının başlamasıyla Güney Azerbaycan Türkleri (İran) Azerbaycan Milli Ordusuna destek vermek amaçlı Araz Nehri kıyısına (İran-Azerbaycan sınırı) toplanmışlardır. Azerbaycan'da halk seferberlik ilan edilmesini istemektedir. Azerbaycan-İran sınırında 1000 kişilik bir grup gönüllü savaşmak için kendilerine izin verilmesini talep etmişlerdir. Ermenistan ve Dağlık Karabağ'da Azerbaycan'la savaşmak için toplanan Ermeni gönüllüler de otobüslerle sınıra götürülmektedir. Ermenistan ordusu, Dağlık Karabağ bölgesine askeri sevkiyat yapmaya devam etmektedir. Ermenistan Bakanlar Kurulu, Başbakan Ovik Abramyan’ın başkanlığında acil olarak toplanmış ve Azerbaycan'a sert cevap verilmesi kararlaştırılmıştır. Ermenistan’da seferberlik ilan edilmiştir. Seferberlik çağrısına cevap verenlerin yaş ortalaması ise yüksektir. Çünkü Ermeni gençlerin çoğu zaten Rusya'da işçi olarak çalışmaktadır. Ayrıca cephede savaşan Ermeni ordusunda da birçok firar olayı yaşanmıştır. Ermenistan ordusundan firar etmeğe çalışan 17 asker tutuklanmıştır. Dağlık Karabağ'da cephe hattında Ermeni ordusundan birçok asker savaşı bırakarak teslim olmaya başlamıştır. Ermeni siviller Şuşa-Hankendi gibi şehirleri terk edip Laçın koridorundan Ermenistan'a geçmeye çalışmaktadır.

Ermenistan ile yaşanan savaşla ilgili birçok ülkeden Azerbaycan’a destek mesajları verilmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan mevkidaşı İlham Aliyev'i arayarak başsağlığı ve desteklerini bildirmiştir. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ardından Türkmenistan Cumhurbaşkanı Berdimuhammedov da Azerbaycan'a destek açıklaması yapmıştır. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşet Salihi ise Azerbaycan'ı desteklediklerini duyurmuştur. Pakistan, Azerbaycan'a taziyelerini bildirerek desteğini ilan etmiştir.

Gelinen son noktada Azerbaycan Savunma Bakanlığı savaşta tüm ağır silahları kullanma kararı almıştır. 2-5 Nisan arasında yapılan mücadelede Ermeni kayıplarının 300 kişi olduğu tahmin edilmektedir. Türkiye-Rusya krizi, Karabağ'daki gerilimi de beraberinde tırmandırmıştır. Özellikle Azeri-Ermeni cephe hattında düşük yoğunluklu çatışmaların yaşanmaya başlanması, Rusya’nın Ermenistan'daki hava gücünü arttırmasıyla Rusya’nın düşürülen uçağının intikamını Ermenistan üzerinden alma planları yaptığına dair iddiaları gündeme getirmektedir. Fakat Ermenistan/Azerbaycan arasındaki çatışmalara şu ana kadar ne Rusya ne de Türkiye doğrudan müdahale edici veya kışkırtıcı açıklamalarda bulunmamışlardır. Bu durum iki ülkenin de birbirini tarttığına dair görüşleri de güçlendirmektedir. Bu şartlarda Azerbaycan ordusunun süreyi daha fazla uzatmadan ne kadar toprak alacağı önemlidir. Çünkü iki ülke arasındaki savaşın uzun süre devam etmesine hem bölge ülkeleri hem de Rusya izin vermeyecektir.

 

 Prof. Dr. Salih YILMAZ

Akademisyen

 

29.04.2016
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi