İran Seçimlerini Doğru Okumak
30
Hayati ÜNLÜ

İran’da gerçek ve derin bir reform için meclis seçimlerinin kazanılması değil, Velayet-i Fakih kurumunun ve ona bağlı kurumların ele geçirilmesi gerekmektedir. Bu kurumları ele geçirip anayasayı değiştirmeden ve Rehber’in yetkilerini daraltmadan reform arzularının hiçbirinin gerçekleşmesi mümkün görünmemektedir. Bu kapsamda da Yeşil Devrim’den bu yana yol kat ettiği iddia edilen Reform Hareketi’nin sisteme etki ederek onu değiştirmekten ziyade, sisteme adapte edildiği rahatlıkla söylenebilir.

İran 26 Şubat 2016 tarihinde gerçekleşen parlamento ve Uzmanlar Meclisi seçimleriyle Nükleer Uzlaşma sonrası uluslararası kamuoyunun gündemine yeniden girdi. Seçim sonuçları tüm dünyada genel olarak radikal muhafazakârların yenildiği, reformcuların büyük bir zafer kazandığı ve ülkede bundan sonraki süreçte gerçekleşecek olan büyük değişim ve dönüşüm sürecinin ilk nüvelerinin ortaya çıktığı şeklinde yorumlandı. Bu yazının amacı ise tam tersine ülkede seçim sonrası ortaya çıkması beklenilen büyük bir değişim sürecinden ziyade gerçek kazananın rejimin kendisi olduğunu tartışmaya açmaktır. Öyle ki burada reformcuların rejimi değil, rejimin reform hareketini dönüştürdüğü iddia edilecektir. Kanaatimizce de yapılan yanlış yorumların ya da İran siyasetiyle ilgili karşılaştığımız gözden kaçırmaların gerçek sebebi ülkedeki devlet tartışmalarının ihmal edilmesinden kaynaklandığıdır. Öyle ki devlet-toplum ilişkilerinde ağır basan tarafı yanlış teşhis etmek, ülkedeki bundan sonraki gidişat hakkında ortaya atılacak tahminlerde de yanılabilme sonucunu doğurabilecektir.

Seçimlerin Önemi

İran’da seçim öncesi yürütülen kampanyalarda tartışılan temel konuların ekonomi, istihdam ve çevre gibi meseleleri içerdiği görülse de, daha geniş bağlamda seçimlerin 2 temel seçim dinamiğinin üzerine oturduğu yönünde geniş bir kabul vardır. Bunlardan birincisi seçimlerin “Ortak Kapsamlı Eylem Planı” adıyla Temmuz ayında imzalanan nükleer uzlaşmanın bir referandumu gibi algılanmasıydı. Ülkede nükleer uzlaşmayı destekleyen ve ona karşı olan gruplar arası büyük bir mücadele vardı ve seçimlerden çıkacak sonuç varılan anlaşmaya toplumun bakışını yansıtacaktı. Seçimlerin ikinci önemli özelliği ise şüphesiz Hamaney yerine gelecek yeni Rehber’in seçilecek Uzmanlar Meclisi tarafından belirlenecek olmasıydı. Öyle ki Hamaney’in uzun süreden beri devam eden sağlık sorunları sonrasında yakın zaman içerisinde ölebileceği dedikoduları yeni Rehberi seçmekle görevli olacak yeni Uzmanlar Meclisi’nin önemini ve bu meclise hangi grupların egemen olacağı tartışmalarını arttırmıştı.

Seçim Öncesi Yaşanan Gelişmeler

İran siyasetini takip edenlerin yakından bileceği gibi kendi iç siyasetini oldukça iyi manipüle edebilme kabiliyetine sahip olan İran rejimi, seçimlerden 1 yıldan fazla bir süre önce seçimin neden önemli olduğu tartışmalarını başlatmış ve seçim sonrası İran halkının karşı karşıya kalabileceği ihtimaller halka başından anlatılmıştı. Burada karşılaşılan gariplik, rantiyer ve otoriter devlet kimliğiyle halkının üzerinde büyük bir etki sahibi olan rejimin ve başındaki muhafazakârların ilginç bir şekilde reformcu karakterleriyle bilinen İran siyasetinin önemli isimlerine yönelttikleri haksız uygulamalar ve onları bu kadar da olmaz denilecek şekilde mazlum durumuna düşürmeleriydi. Eski Cumhurbaşkanlarından Rafsancani’nin oğlunun hapse atılması[1], yine Eski Cumhurbaşkanlarından Hatemi’nin medyadan tecrit edilmesi ve rejimin aleyhine çalıştığı düşünülen kimi isimlere İngiliz ajanı yakıştırması yapılması bu uygulamalara örnek olarak sıralanabilir. Bu uygulamalara ek olarak bir de seçim öncesi adayların belirlenme aşamasında özellikle de Uzmanlar Meclisi başvurularında başvuranların %80’ine tekabül eden 12 bin kişinin niteliksiz olarak açıklanışı, aynı şekilde Tahran ölçeğinde 1121 kişiden 30 kişinin aday olabilmesi yükselen duygusal dalgaya tuz biber olmuştur. Tüm bu uygulamaların sonucunda bir yandan muhafazakârlara karşı oluşan tepki giderek büyümüş, bir yandan da reformculara olan destek giderek artmıştır. Olaylar karşısında yapılan yorumlara baktığımız zaman ise, kayan destek kimileri tarafından başta Rafsancani olmak üzere reformcuların stratejik aklının başarısı olarak görülmüş; bazı kesimler tarafından da rejimin, belli kitlelerin oyunu manipüle edebilmek adına belli isimleri kasten mazlumlaştırdığı biçiminde yorumlanmıştır. Çünkü rejimin sosyal temellerinin yıkıldığı tartışmalarının hat safhada olduğu bir dönemde muhafazakârların göz göre göre destek kaybetmeleri hiç de rasyonel görünmüyordu.

Seçim Sonuçları

İran’da her seçim gibi bu seçim de önceliğin yüksek katılıma verildiği görüldü.[2] Rejimin meşruiyetiyle alakalı görülen katılımın seçimlerden 1 gün önce %70 oranında beklendiği açıklanarak manipüle edilmeye çalışılsa da katılım %60 civarlarında kaldı. Bu rakamlar Tahran gibi dönüşümün merkezi olduğu iddia edilen yerlerde ise %45’lere kadar düştü.[3] Seçim sonuçlarına baktığımız zaman ise öncelikle seçimlerin hem 290 sandalyeli parlamento hem de 88 sandalyeli Uzmanlar Meclisi için yapıldığını hatırlatmakta fayda var. Seçimlerin henüz sadece ilk turunun yapıldığı ve ikinci turunun Nisan ayında yapılacağı da hatırlatılması gereken diğer bir meseledir. Şimdilik 290 sandalyeli parlamentonun sadece 230’u belirlendi. Geri kalan 60 koltuk ikinci turda belirlenecektir.

Bu doğrultuda ilk turda yapılan 230 sandalyelik yarışta meclis içerisindeki farklı fraksiyonlar arası dağılımın nasıl olduğu seçimlerin hemen ardından büyük bir tartışma yarattı. Nitekim meclis içerisindeki fraksiyonlar arası yapılan sandalye dağılımı en başından bu yana bir türlü netlik kazanamadı. Ortaya atılan ilk iddialar reformcuların 83, muhafazakârların 78 ve bağımsızların 60 sandalyeye sahip olduklarıydı. Bütün dünyada da seçim analizleri ilk etapta bu rakamlarla yapıldı.[4] Ancak daha sonra ortaya atılan rakamlar muhafazakârların 105, reformcuların 90 ve bağımsızların 35 civarı sandalye sayısına sahip olabilecekleriydi. Diğer yandan Uzmanlar Meclisi seçimlerindeki tablo daha netti. 88 üyeli meclisin 56 üyesi bir önceki dönemden bu döneme de geçiş yapmışken, 32 üye ilk defa mecliste yer alıyordu. Burada ise en fazla tartışılan konu özellikle Tahran bölgesindeki reformcu adayların büyük başarısıydı. Rafsancani bu seçimde en çok oyu alarak 1. sırada, Ruhani ise 3. sırada yer alırken, Muhammed Yezdi ve Misbah Yezdi gibi birçok muhafazakâr aday meclise girememişti.

Seçimlerin Genel Algılanışı

Seçimlerin hemen ardından yapılan analizler reformcuların bu seçimlerde büyük bir zafer kazandığı üzerineydi. Seçimlerden birkaç gün önce ortaya Ruhani’nin listesi olarak atılan ve içerisinde Ali Mutahari, Muhammed Rıza Arif gibi isimlerin de olduğu “Umut Listesi[5]” ve seçimlerden önce seçimde yarışması engellenen adayların intikamı için yükseltilen “olumsuz oy” söylemi oyları mobilize etmiş, “orta yol” yaklaşımıyla da sadece değişim isteyenler değil, muhafazakâr kesimlerden de büyük bir oy alınmıştı. Reformcuların kazanmasından daha önemli olan muhafazakâr radikallerin kaybetmeleri ve bu kaybedişi kabullenmeleri ülkede ortaya çıkan yeni politik merkezin her geçen gün daha fazla konsolide olduğunu kanıtlamıştı.[6] Ilımlıların Tahran ve benzeri kent merkezlerinde muhafazakârlardan daha iyi oluşu, Ruhani’nin ekonomik reformlarının ve düzelen Batı’yla ilişkilerin orta sınıflar üzerinde yaratmış olduğu büyük etki şeklinde açıklandı. Böylece artık Ruhani’nin eli Orta Doğu’nun istikrarı, Suriye’nin geleceği gibi konularda daha güçlü olacaktı ve giderek radikallerden kurtularak değişim geçirecek olan İran’la birlikte bölge ve dünyaya daha fazla barış ve istikrar gelecekti.

Seçimleri Doğru Okumak

İran seçimlerini doğru değerlendirebilmek için bir kere ülke içerisindeki demokrasinin ne kadar sorunlu bazı özelliklere sahip olduğunu bilmek gerekiyor. Bununla ilgili birçok örnek sıralanabilecekken bunun en önde akla geleni seçimler öncesi Rehber liderliğinde niteliksiz olan kişilerin seçimlerden elenmesidir. Yine oy ve mekân arası bir sınırlılığın olmaması diğer önemli sorunlardan biridir. Yani İran vatandaşı olan biri ülkenin istediği her yerinde oy kullanabilmektedir. Bu da her seçimde haksız oy kullanmalara neden olabildiği gibi temelde rejimin seçime istediği gibi yön verebilmesine da yardımcı olmaktadır. Örneğin bu seçimlerde Türk bölgesi olarak bilinen Sunduz’da nüfustan fazla oy kullanıldığının ortaya çıkması ve dışarıdan oy kullananlarının tamamına yakınının Kürt kökenli olması ülkede büyük bir tartışma yaratmış ve seçimlerin en azından o bölgede tekrarlanması istenilmiştir.  

Seçim sonuçlarının medyada yanlış değerlendirildiği üzerinden var olan zımni tartışmaları da es geçmemek gerekiyor. İlk olarak parlamento seçimlerine bakacak olursak, yeni parlamentodaki dağılımlar üzerindeki tartışmalar oldukça muallâktır. Reformcular için iddia edilen rakamların en yükseği olan 85 rakamı alınsa bile bağımsızlar da göz önünde bulundurulduğunda muhafazakârların 105 gibi bir sandalye sayısına sahip oldukları ortaya çıkmaktadır. Yine Nisan ayında yapılacak ikinci tur seçimlerde de kalan 60 sandalyenin büyük çoğunluğunun da muhafazakârlar tarafından kazanılacağının beklendiği de buna eklenmelidir. Ayrıca eklenmesi gereken bir diğer nokta da bağımsızların çoğunun bugüne kadar muhafazakârları desteklediğidir. Tüm bu durumlar bütünüyle ele alındığında Ruhani’nin kendisine sorun çıkarmayacak bir meclis elde ettiği iddiasının gerçekçi olmadığı ortadadır. Rejim Ruhani’nin politikalarına zaten destek vermektedir, ancak rakamlar açsından da kendini garantiye almış görünmektedir. 

Uzmanlar Meclisi açısından bakacak olursak da Tahran ve benzeri kent merkezlerinde reformcu adayların kazandığı başarının diğer küçük merkezlere yansımadığı çok açıktır. Özellikle de rejim için sorun teşkil edebilecek azınlıkların yaşadığı bölgelerde kazanan hep muhafazakârlardır. Ama yine de seçimin en önemli tartışma noktasının Uzmanlar Meclisi’nin reformcuların gücünü arttırdığı yeni yapısıyla ilgili olduğu önemli bir gerçektir. Bir kere Rafsancani’nin büyük bir destekle seçilmesi ve yeni Rehber tartışmalarında ona rakip olabilecek önemli muhafazakâr isimlerin dışarıda kalması oldukça önemlidir. Cenneti gibi önemli bir isim bile son anda kazanabilmiştir. Bu da Rafsancani’nin olası bir Rehber seçiminde o makamı doldurabilecek en önemli isim olarak ortaya çıkmasını sağlamıştır. Şuan ki fırsat yapısından faydalanarak ona rakip olabilecek ve çıkışlarıyla buna hazır olduğunu gösteren muhafazakâr isim ise Muhammed Laricani olmuştur. Muhammed Yezdi ve Misbah Yezdi gibi isimlerin seçilemeyişleri Rafsancani’nin elini güçlendirmişken[7], bu isimler politik ayrışmayı arttırarak ılımlı bir adayın kazanmaması için ellerinden geleni yapacaklardır. Bu doğrultuda Rafsancani’nin Rehberlik makamına geçişinin tek yolu Devrim Muhafızları’nın desteğini almasına bağlı kalıyor.

Uzmanlar Meclisi’nin yeni yapısı ve gelecekteki Rehber tartışmaları seçimlerden sonra da oldukça fazla tartışılacak konuların başında gelmektedir. Hatta Rafsancani öncülüğünde yükseltilen Uzmanlar Meclisi’nin daha denetleyici niteliği, Rehberlik makamının daha çoğulcu olması ve İslam Cumhuriyeti’nin Cumhuriyet yönünün daha ağır basması gerektiği gibi muhafazakârlarla anlaşmakta imkânsız görülen konular İran siyasetinin geleceğinde hayati önemde olacaktır. Ancak bu seçimlerden sonra altı çizilmesi gereken ve sürekli gözlerden kaçırılan en önemli nokta, reformcular ne kadar güç kazanırsa kazansın yakın zamanda derin bir reform beklentisinin imkânsız olmasıdır. Yukarıda da belirtildiği üzere İran’da devlet tartışmalarının ihmal edilmesinden kaynaklanan bu yanlış algılama, rejimin reformuyla ilgili konularda ıskalamayı da beraberinde getiriyor. Öyle ki bu tartışmalarda şuan ki Rehber’in ve ona bağlı bulunan devlet kurumlarının takınacağı tavrın önemi sürekli ihmal ediliyor. Yani İran’da gerçek ve derin bir reform için meclis seçimlerinin kazanılması değil, Velayet-i Fakih kurumunun ve ona bağlı kurumların ele geçirilmesi gerekmektedir. Bu kurumları ele geçirip anayasayı değiştirmeden ve Rehber’in yetkilerini daraltmadan bahsedilen reform arzularının hiçbirinin gerçekleşmesi mümkün görünmemektedir. Bu kapsamda da Yeşil Devrim’den bu yana yol kat ettiği iddia edilen Reform Hareketi’nin sisteme etki ederek onu değiştirmekten ziyade, sisteme adapte edildiği rahatlıkla söylenebilir. Yani sistem reformcuları kullanıp onlardan net bir fayda sağlıyor. Nitekim seçim sonuçlarının en büyük esprisi de İran’ın hem içeride hem de dışarıda reform yönünde dönüşüyormuş gibi lanse edilmesidir. İran’da gerçek anlamda bir reformun olmadığı ülkeyi yönetenlerin seçimlerden sonra reformcuların kazandığı Tahran’ıZevra[8] ilan etmeleriyle ortaya çıkmıştır. Bugün Tahran’ı Zevra ilan eden, olası bir Ruhani’nin reform politikaları sonrası başarısızlığı ne ilan etmez. Tabi İran’da gerçekten reformculuk diye bir şey varsa!

Hayati ÜNLÜ

 SDE Asistanı


[1] Rafsancani’nin oğluna verilen 15 yıl hapis cezası hem ona büyük bir darbe olarak yorumlanmıştı hem de mağdur pozisyonuna düştüğü için İranlılar tarafından kitlesel desteğin arttırıldığı iddia edilmişti. http://iranwire.com/features/7256/.

[2] Hamaney’in yüksek katılım çağrısı için bkz. http://farsi.khamenei.ir/newspart-index?tid=4141.

[3] http://www.ncr-iran.org/en/ncri-statements/president-elect/19952-iranian-regime-s-ludicrous-claim-about-60-percent-turnout-in-sham-elections.

[4] http://www.iranian-americans.com/results-of-iranian-elections/.

[5] “Umut Listesi” sitesi için bkz. https://www.listeomid.org/.

[6] Shervin Malekzade, “How Iran Elections Marginalized Radicals and Consolidated A New Political Center”, Washington Post, February 29, https://www.washingtonpost.com/news/monkey-cage/wp/2016/02/29/how-irans-elections-marginalized-radicals-and-consolidated-a-new-political-center/.

[7] Rafsancani’nin seçim öncesi Radikaller için yaptığı yorum için. Bkz. http://www.entekhab.ir/fa/news/219584/آیت-الله-هاشمی-گروههای-تندرو-از-مجلس-استفاده-جناحی-می-کنند.

[8] Zevra Şehri; Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.a.v.)'in Hadis-i Şerifinde “Doğu’da nehirler arasında bulunan ve ümmetimin en şerlilerinin yaşadığı şehirdir.” dediği yere karşılık gelmektedir. İran’da seçimlerde reformculara oy veren ve her geçen gün ahlak yönünden çöktüğü iddia edilen Tahran için Muhafazakârların başvurduğu kavram.

31.03.2016
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi