Kitlesel Kıyımların Devam Etmesi Felaketimiz Olur
43

Suruç’ta yaşanan katliam, iki yıl önce Reyhanlı’da meydana gelen saldırılardan bu yana sivilleri hedef alan en büyük ölçekli terör eylemi olarak, bütün siyasi gündemi alt üst etmiş durumda. Farklı şehirlerden Suruç’a gelerek, Kobani halkına destek vermek amacıyla basın açıklaması yapmakta olan grubun hedef alındığı bu lanetli saldırıda, onlarca gencimizin hayatını yitirmesinin ardından, yaşayacağımız yeni toplumsal travmanın nasıl üstesinden geleceğimizi şimdiden tartışmak gerekiyor.

Şiddet ve terörden beslenen kitle iletişim araçlarının her gün Suriye ve Irak’ta yaşanan vahşeti “normal karşılamamızı” isteyen yayınları üzerinden, bu kez Türkiye’nin Ortadoğuvari büyük ölçekli insani kıyımlara alıştırılması hedefleniyor. Saldırının nasıl gerçekleştiğinin ve saldırgan ya da saldırganların kimliğinin biran önce belirlenmesi, olayda güvenlik zafiyeti olup olmadığının açıklığa kavuşması gerekiyor. Eğer, üst stratejik aklın tezgâhladığı bu kanlı gösterinin arka planını doğru okuyamazsak, bir sonraki saldırının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacağız.

Tekrar edelim; kadim coğrafyamı etnik ve dini ayrışmayla parçalamayı amaçlayan, bunu yaparken bütün medeniyet birikimimizi de ortadan kaldırmayı kafasına koymuş bulunan şeytani güç, açıkça insanlığımızı, insani değerlerimizi hedef almış görünüyor. Bir kez daha İslam’ı ve Müslümanları itibarsızlaştırarak siyasi, ahlaki ve felsefi dinamiklerimizi “vahşet bataklığına” gömmenin hesabını yapanların tuzaklarıyla karşı karşıyayız.

İnsanlarımızı, bölgedeki siyasi mühendislik projelerinin birer kurbanı haline getirmeye çalışan küresel güçlerin, IŞİD gibi bir cinayet makinesini üzerimize salıp Kürtleri, Türkleri ve Arapları fitne ateşinin ortasında bırakmak istedikleri bir süreçten geçiyoruz. Bu oyunu yönetenler, aynı zamanda Orta Doğu’da hiçbir ülkenin kendisini güvende hissetmesine izin vermek niyetinde değil. Suruç’taki katliamı, bölgesel bir hesaplaşmanın uzantısı olarak gören sığ akıl sahiplerinin nefret içerikli açıklama ve yaklaşımlarıyla etnik ve dini çatışmanın tırmandırılmak istenmesi, hala fotoğrafın bir bütün olarak görülemediğini gösteriyor.

Saldırı, bir kez daha sınırdaki güvenlik risklerini ortaya koyduğu gibi bu konuda yapılan haklı eleştirilerin yeterince ciddiye alınmadığını da gösterdi. Ateş çemberinin ortasındayız ve sınır güvenliği ile ilgili eleştirileri dikkate alarak kendi insanlarımızın hayatını korumak zorundayız. HDP çizgisindeki Kürt siyasi çevrelerinin bu olay bahanesiyle yeniden hükümet çevrelerine yönelik kara propagandaya sarılması ise tam bir aymazlık örneğidir. “Sırtımızı YPG ve PYD’ye yaslıyoruz” açıklamasıyla çözüm sürecini kilitleyen HDP yöneticilerinin, IŞİD üzerinden hükümeti iç ve dış kamuoyunda küçük düşürmeye çalışması, ne Türk halkının ne de Kürt halkının çıkarlarına hizmet eder. Aksine uluslararası güçlerin çatışmacı strateji ve eylem planlarını uygulamaya koyacakları bir zeminin oluşmasına katkı sağlar.

Toplu insan kıyımlarıyla bölgenin tamamen istikrarsız ve güvensiz hale gelmesinden çıkar sağlayan güç odakları, etnik ve mezhebi farklılıkların savaş ve şiddet aracı olarak kullanıldığı bu tür saldırılarla, Orta Doğu’daki kaosu Türkiye’nin içine çekmeye çalışıyor. Suruç katliamı, zihinlere kazınmak istenen “parçalanma-bölünme” sendromuyla birlikte yeni düşmanlıkların inşa edilmesi için kullanılıyor. Mesela Suriyeli sığınmacıları çok daha yaygın bir nefret ve ayrımcılık dalgası bekliyor. Bölgedeki dindar Kürtlere yönelik algı bozukluğunun derinleşme ihtimali artıyor. Bu bağlamda HÜDA-PAR ve HDP arasındaki gerginliği fırsat bilenlerin ekmeğine yağ sürecek şiddet sarmalına kapılmamak gerekiyor. Her şeyden önemlisi, IŞİD’i bir Truva atı olarak kurgulayıp Orta Doğu toplumlarını birbirine kırdırmak isteyenlere karşı ortak geleceğimizi daha güçlü biçimde savunmak gerekiyor. Türkiye, bu tür saldırıların sıklıkla yaşandığı bir ülke görüntüsünden derhal uzaklaşmak zorunda. Şeytani güçler, kamuoyunu bu vahşet tablosuna alıştırmak için yeni katliam girişimlerinde bulunacaktır. Bu yüzden özellikle Suriye sınırındaki insani hareketliliğin arasına karışan terör gruplarının belirlenmesi ve üzerine gidilmesi büyük önem taşıyor.  Suruç’tan ruhumuza yayılan acının son olmasını diliyoruz.  

Selvet ÇETİN

Araştırmacı

22.07.2015
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi