Seçim Mi Geçim Mi?
38
Yrd. Doç. Dr. Murat Turgut

Seçim sonrasında ilkyazımın konusu piyasalarda seyreden dengeli durum hakkında olacak. Bu yazı kaleme alındığında henüz Meclis Başkanlığı seçimi yapılmamış ve koalisyon konusundaki belirsizlik devam etmekteydi. Seçim sonuçları, önceki hükümet oluşumları dikkate alındığında, kesin sonuçların açıklanması, meclisin oluşması, başkanlık seçimi ve hükümet değişikliği süreçleri yönlerinden bakarsak son 15 yıldan beri çoğumuzun unuttuğu uzun ve netameli bir zaman periyodunu bize yeniden hatırlattı. Buna karşılık piyasanın genel seyrinde seçim sonrası ilk gün hariç dengeli bir tavır gözlemlediğimiz aşikar.

Bu gelişmeler içinde piyasalar neye, nasıl tepki verdi? Gerçekten tek başına iktidar meselesi market bakımından önemli değil miydi? İnsanlar koalisyon kelimesi ile gereksiz yere mi korkutulmuşlardı? Bunu iyi anlamak ve önümüzdeki günlere buna göre bakmak zorundayız.

Öncelikle rakamlar ne seviyede, onu hatırlayalım.

Borsa 7 Haziran seçimine 82.000 puandan girmişti. Şu anda ise 82.500 seviyesinde seyir ediyor. Döviz kurunu ele alırsak dolar seçime 2,65, euro ise 2,95 seviyesinden girmişti, şu an dolar 2,68, Euro ise 2,97 seviyelerinde. Dolar-Euro gelişimlerine gerçekçi bir analiz ile bakmak açısından önemli bir kriter olan Parite ise iki tarih arasında değişim göstermedi. Bono faizlerinde de aynı seyir devam ediyor. Görüldüğü gibi genel olarak baktığımızda piyasanın dengeli seyrettiğini söylemek mümkün. Bu dengeli seyrin sebeplerini kısaca tartışmalı ve çok iyi analiz etmeliyiz.

Birinci başlığımız özellikle AK Parti açısından seçim ekonomisinin uygulanmadığı bir dönem geçirmiş olmamız. Hatta belirli miktarlarda oy kaybına mal olmuş olsa bile başta asgari ücret ve emeklilere yapılan transferler konusunda mali disipline uyan bir profil içinde seçim propagandası yapılmış ve bu propagandanın karşılığında açık ara birinci parti çıkılmış olması yatırımcıların ciddi pozisyon değişimlerine girmemesinin ana sebebi gibi görünüyor.

İkinci konu ise seçim sonuçlarının şu veya bu şekilde ekonomi yönetiminde major bir değişiklik getirmeyeceği beklentisinin genel bir kanı olması. Kurulacak koalisyonun adı ne olursa olsun AK Partisiz olmayacağı beklentisi, bu konuda etken. Ekonomi yönetiminin olası koalisyonda ufak ortağa verilecek olması ihtimal dışı nitelendiriliyor.

Üçüncü önemli konu da hali hazırda piyasada alınan pozisyonlar ve bunun yatırımcı tarafına getirdiği yüksek karlılık olarak açıklanabilir. Seçim öncesi dönemden bugünlere aktarılan şey yüksek faiz rakamlarına, döviz bozdurma yoluyla yatırım yapılması. Bu süreç belki de son 3 ayın en karakteristik yatırım stratejisi. Özellikle yabancılar tarafından bakıldığında içeri sokulan yüksek montajlı sıcak paranın bu saatten sonra isteyeceği son şey, bu yatırımların vadesi dolmadan kurdaki anormal yükselişler olacaktır. Kısaca şunu belirtelim: Kur seviyesindeki ekstrem yükselişler, bu şekilde yatırım stratejisi belirleyen yabancılar için ciddi bir yıkım olacaktır. Bu süreci açıklamaya yönelik ayrı bir yazıyı daha sonra kaleme almak üzere bu gerçeği kayda alalım.

Dördüncü olarak da global piyasalarda nispeten dengelenen durumdan bahsetmeliyiz. FED’in faiz artımı konusunda bir miktar nazlı görünmesi, Euro Bölgesinin büyüme rakamlarındaki sıkıntılar ve yeni oluşan piyasalarda dahil olmak üzere bir çok ülkede yaşanan devalüasyonlar ve faiz artırımları, şimdilik belli bir denge oluşturmuşa benziyor. En azından FED’in faiz artırımı ile ilgili somut bir adım atmasına kadar bu durum böyle devam edecek beklentisi var mevcut.

Bu arada kur seviyesinin bir miktar yüksek faiz altında ezildiğini de belirtmek istiyorum. Kişisel yaklaşımım Dolar karşısında Euronun değer kaybı kadar, TLnin devalüe olması gerektiğidir. Aksi halde dışa açık bir büyüme modeli konseptinde ciddi sıkıntılar yaşanacaktır. Kur seviyesinin düşük ya da yüksek olması hükümetler için bir başarı kriteri olmaktan uzaktır. Ekonomi motorunu sürekli çalışır tutacak ve büyümeyi destekleyecek bir kur seviyesi politik bakışlardan uzak olarak ifade edilebilmelidir.

Tüm bu şartlar göz önüne alındığında piyasaların reaksiyonunu tek parti iktidar olmasa da olur biçiminde yorumlamak biraz fazla kolaycılık ve iyimserlik olacaktır. Her ne kadar koalisyon satın alınmış olsa bile bunun ekonomi yönetiminin AK Parti’de olacağı bir koalisyon olarak varsayıldığının anlaşılması gerekiyor. Özellikle yeni hükümet sonrasında atılacak ilk adımların bu mail disipline uyma bakımından nasıl bir tavır göstereceği önemli. Piyasaların bu yaz genel yönü yeni kurulacak hükümetin bir seçim hükümeti mi yoksa geçim hükümeti mi olacağına yönelik şekillenecektir. Bunu da çok kısa süre içerisinde anlayacağız.

Yrd. Doç. Dr. Murat Turgut

Nişantaşı Üniversitesi, İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

30.06.2015
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi