Terörle Mücadelede İnisiyatif Devlette!..
36
Sinan BAŞAK

Teröristle, yandaşlarıyla sürdürülen bu mücadelenin kısa sürede bitmesi sağlanmalıdır. İslam’ın insana ve topluluklara verdiği değer ölçüsünde, Kürt halkının perişanlığının giderilmesi ve dağlarda, ilçelerde öldürülen evlatlarının yezit değirmeninde öğütülmesinin önüne geçecek şartlar sağlanmalıdır. Kürt gençlerinin ölümüne seyirci kalan ve öldürten PKK liderliğinin bertaraf edilmeli, Kürt gençlerinin ölümü ve kanı üzerinden siyaset geliştiren partilerinin ise hukuk çerçevesinde üstesinden gelinmelidir.

PKK Terörünün Ortaya Çıktığı Günden Bu Yana Devlet İlk Defa Her Alanda İnisiyatifi Ele Aldı.

7 Haziran seçimlerinde halkın verdiği demokratik desteği “terörizme” destek şeklinde algılayan PKK liderliği, 4 sene boyunca yaptığı her yanlışa göz yuman devlete meydan okuyarak Komünist bir Kürdistan kurma hayaline kapıldı. Türkiyelileşme sloganıyla ülkenin her tarafından oy almayı başaran siyasi temsilcilerinin “emanet oy aldık, onlara sahip çıkacağız” söylemine “hayır, emanet değil öz oyumuzdur” diyerek Kandil dağından meydan okuma, 22 Temmuzda yataklarında uyuyan 2 polis memuruna sıkılan kurşunlardan sonra terörizmin geldiği safhanın işaret fişeği gibiydi. Ondan önce defalarca sokak ortasında güvenlik görevlilerine sıkılan kurşunlar devlet erkinin yürüttüğü çözüm meselesinin sonunu getirmemiş, aksine çözüm adına bu katliamların “adeta” üstü örtülmüştü. 2009 Oslo görüşmelerinde “kentleri bombalarla doldurdunuz” sözleri devlet erkinin her konuyu bildiğini ama çözüm meselesi yüzünden devleti PKK’ya muhtaç, eli kolu bağlı bir görüntüye sürüklemişti.

Teröre başladığı yıllardan beri PKK ilk defa gerilemeye başladı. Aslında PKK Kürt halkı nezdinde her zaman gerideydi. Çok az bir kitle hariç Kürt topluluğu PKK terörizmine hiçbir zaman rıza göstermedi. Ortaya çıktığı yıllarda PKK’nın katlettiği Kürtlerin sayısının hayli kabarık olduğunu bu halk zaten biliyordu.

1991 yılında CHP (SHP) sayesinde meclise giren PKK yanlısı eski CHP’li siyasetçilerin, Gladyo denetiminde olan devlet ve erkinin hataları ve yönlendirmesiyle -ki bu kuruluşta DİSK önemli görevler ifa etmiştir- DEP adı altında kurdukları partilerinin süren terör ve devlet baskısı yüzünden halk tabanına yayılması –nezdimde- özellikle 28 Şubat sürecinden sonra hız kazanmıştır. Liderlerinin paketlenerek ülkeye teslimi ve dindar kitleler üzerinde sürdürülen cadı avı Kürt halkının PKK’nın yanına ilişmesinde etkili olmuştur. O Tarihlerde bildiğimiz tanıdığımız önemli isimler, Milli Selamet Partili Kürtler PKK’nın siyasi temsilcilerinin arasına katılmışlardır.

PKK’nın ipini elinde tutan iç ve dış mihraklar bu vasıtanın Kürtlerde ırkçılığı, milliyetçiliği arttırması için her olanağı kullanmıştır. Terörüne Kürtleri öldürerek başlayan bu örgüt, yöneticilerin “büyük” hataları yüzünden sürekli büyümüştür. 2000’li yılların başından itibaren terörü tekrar sahneye koyan güçler halktan istedikleri siyasi desteği alamazken, PKK illegal olarak sürdürdüğü sosyalist mücadelede büyümeye ve gelişmeye devam etmekteydi. 2004-2005-2006 ve 2007 hatta 2008’ide dâhil ederek söyleyebiliriz ki, örgütün siyasi hareketinin halk tabanında bulduğu desteği neredeyse bitmek üzereydi. Nasıl bir el atıldıysa bu gerilemeye, PKK ve siyasi temsilcileri yeniden halk nezdinde itibar görmeye başladı. 1999 yılında kazandıkları mahalli idareleri ilerleyen seçimlerde AK Partiye kaptıran örgüt yeniden toparlandı ve bugünkü duruma geldi. Kazanç ve kayıp sebepleri ve sonuçları üzerinde uzun uzun yazılıp konuşuldu. Aydınlar halen konuşmaya ve yazmaya devam ediyorlar. Siyasilerde kendi pratikleri üzerinden çözümler üreterek terörü bitirme gayretindeler.

Şunu rahatlıkla yazabilirim artık. Allah-u âlem diyelim yine de, bizim devlet erkimizin bir kısmı ve aydınlarımızın büyük bir çoğunluğu Kürtleri ve meselelerini bilmiyor ve tanımıyorlar.

Kendine Kürt aydınlar ise Kürtleri ve meselelerini onlarla sınırlı kabul edenleri yönlendirmek için ideolojik hırslarını, inançlarını ve hayat tarzlarını “Kürtler” diye tavsif edip ortalığı karıştırmaktan başka bir işe yaramıyorlar.

7 Haziran seçimlerinde Kürtlerin “oy verelim de bunların belasından kurtulalım” mesajını doğru algılayamayan PKK çukur siyasetiyle tarihinin en büyük yenilgisini almak üzere.

Öldürülmesine göz yumduğu Kürt gençlerinin bedenlerinin artık işine yaramadığını ve bununla Komünist bir Kürdistan kuramayacağını gören PKK Suriye Hadiselerine sığınarak kurtulacağı zehabına kapılmış. 32 yıl süren terörde evlatlarını dağlarda, mağaralarda kaybeden Kürt ana ve babası, 1915’in Müslüman katliamını ve muhacirliğini atasının yaşadığı acıyı yüreğine gömerek yaşarken, buna sebep olan Rus’u ve Ermeni’yi nasıl unutmadıysa, 2015 in muhacirliğine sebep olan PKK zalimliğini de asla unutmayacaktır.

Terörün Meydana Getirdiği Tahribat!

PKK terörünün meydana getirdiği tahribat kısa sürede hal edilecek bir mesele gibi görünmüyor.

Son birkaç yıldır Kürt meselesinin ülkemize has çapı, uluslararası güçlerin devreye girmesiyle -özellikle de Suriye iç savaşından sonra- genişleyerek etnik kimlikli siyasi ve sosyal davranışları terör örgütü lehine genişletmiştir. Devletin çözüm adı altında geliştirdiği “haklı” demokratik hamleler, Suriye’de etkili güç haline gelen PYD/PKK taktiksel hamleleriyle “adeta” boşa çıkarılmış, yetmediği gibi Suriye hadiselerinden yeteri derecede faydalanamayan Türkiye siyaseti yüzünden, HDPKK Kürtler üzerinde siyasal ve sosyal bir tesir oluşturmuştur.

Türkiye, Temmuz 2015 den beri sürdürdüğü teröristle mücadelede başarılı gözükmekle birlikte toplumsal ıslah, etnik kimliklerin öne çıkarılması gibi tahribatlarda o denli başarılı gözükmemektedir.

Yeni ıslah hareketlerinin, sivil toplum kuruluşlarının da işin içine sokulmasıyla vatan sathına yayılması lazımdır. Eğitim alanında İslamlaşma hemen başlatılmalıdır. Devlet içinde çöreklenmiş terör yanlılarının ve vatan hainlerinin devletten behemehâl kovulması ve kendisine cemaat süsü vermiş, geleneği olmayan örgütlenmelerin ortadan kaldırılması şarttır. Her sakal bırakanın hoca olmadığı cümle âleme gösterilmelidir. Kemalist ve sol seküler anlayışların bu ülkeye verdiği zarar ortadayken Kürtlere sol anlayışı dayatanların Kürtlere vereceği zararların dillerde tüy bitinceye kadar anlatılması ve halkın uyandırılması elzemdir

Demokrasi denen otlağın, herkesin otlayacağı bir alan olmaktan çıkarılma ve buna dair yeni bir modelin, ideolojinin, inancın, Ümmetin Türkiye’den beklediği hamlelerle mümkün olacağını cümle âleme gösterme vakti gelmiştir. Gecikilmemelidir.

Çözüme Evet! Ama PKK’ya Silah Bıraktırılarak Yapılmalıdır…

Kürt halkı, ilçesinde öldürülen evlatlarının acısını bile dikkate almadan PKK’dan desteğini çektiğini ilan ederken, bazı yöneticilerin “çözüme kaldığı yerden devam edebiliriz” açıklamasını anlamakta zorlanıyor. Tıpkı bitme noktasına geldiği 2012 den sonra başlatılan ve hiçbir makul izahı yapılamayan Milli Birlik ve kardeşlik projesi gibi.

Adama sormazlar mı “sen eğer kaldığın yerden devam edecektiysen bizim oğlan ve kızlarımızı ne diye öldürüyorsun?” Maksadın bölgeyi ve Kürtleri PKK’lılara teslim etmekse eğer, o zaman 6 aydır ölen gençler ve şehit edilen güvenlik görevlilerinin suçu neydi?

Şarkta yaşayan millet PKK’nın silah bırakmasını istiyor, devletin ise sürdürdüğü teröristle mücadelesinden vazgeçmesini beklemiyor. PKK’ya silah bıraktırmanın yolu sadece silahtan geçmez elbette. Ölümlerin durması ve PKK’nın silahlarını bırakıp iddia ettiği sosyalist Kürdistan ütopyasından vazgeçtiğini ilan etmesi başka metotlarla da mümkün, diplomasi ve güvenlik bir arada sürdürülebilir. ABD ve AB üzerinde kurulacak baskı PKK’ya silah bıraktırır. Ayrıca Kürtler ve Kürt büyükleri devreye sokulabilir. Kürt gençlerinin ölümlerinden sorumlu olanların PKK’lılar olduğu halk tarafından biliniyor. Gençleri hendeklere doldurarak ölmek için askerin önüne süren zalimlerin PKK’lılar olduğu bu halka her daim anlatılmalıdır. Bu şekilde sürdürülecek bir propaganda örgütten kopan halkın baskısıyla silahların terkini sağlayabilir. PKK’yı Türkiye’nin ve halkın önüne süren güçlerin ellerini zayıflatmak ve ölen Kürt gençlerinin kanının hesabını sormak devletin görevi olmalıdır. Ayrıca devlet PKK propagandasını hakikatler üzerine bina etmelidir. Abartılı ve rahatsız edici propagandalar gelip geçicidir. Asıl olan PKK’nın kirli yüzünün bütün gerçekliğiyle Kürt halkına anlatılmasıdır.

Ayrıca teröristle, yandaşlarıyla sürdürülen bu mücadelenin kısa sürede bitmesi sağlanmalıdır. İslam’ın insana ve topluluklara verdiği değer ölçüsünde, Kürt halkının perişanlığının giderilmesi ve dağlarda, ilçelerde öldürülen evlatlarının yezit değirmeninde öğütülmesinin önüne geçecek şartlar sağlanmalıdır. Kürt gençlerinin ölümüne seyirci kalan ve öldürten PKK liderliğinin bertaraf edilmeli, Kürt gençlerinin ölümü ve kanı üzerinden siyaset geliştiren partilerinin ise hukuk çerçevesinde üstesinden gelinmelidir. PKK Kürtler nezdinde itibarını kaybetmiştir. Devlet ve siyasiler hata etmez ise yeniden kazanması da mümkün değildir.

 

Sinan BAŞAK

Gazeteci -Yazar

27.04.2016
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi