Uluslararası Halkla İlişkilerde İnsani Yardımlar: Kamu Diplomasisi Boyutu
48

Stratejik Düşünce Enstitüsü “Uluslararası Halkla İlişkilerde İnsani Yardımlar: Kamu Diplomasisi Boyutu” başlıklı kitap çalışmasını yayınladı. Kitabın yazarı B. Senem Çevik.

“Uluslararası Halkla İlişkilerde İnsani Yardımlar: Kamu Diplomasisi Boyutu” başlıklı kitabımızın sunuş yazısını sizlerle paylaşıyoruz:

Türkiye son on iki yıl içinde daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir uluslararası görünürlük elde ederek yalnızca yakın bölgesinde değil uzak coğrafyalarda da etkin olmaya başlamıştır. Bu sürece gelinmesinde tarihi deneyimlerin Cumhuriyet deneyimi ile birleşmesi yanı sıra Türkiye’nin son otuz yıldır içinden geçtiği siyasi, ekonomik ve sosyal dönüşümlerin etkisi yadsınamaz. Tüm bu dönüşümler, Soğuk Savaş sonrasında dünyadaki siyasi değişimlerle birlikte Türkiye’nin de sert güç odaklı siyasi çizgisinden yumuşak güce yönelmesine zemin hazırlamıştır. Türkiye’nin, gerek Dışişleri Bakanlığı döneminde Ahmet Davutoğlu’nun çizdiği yumuşak güç/sert güç dengesini barındıran dış politika rotası, gerekse gelişen ekonomisi insani yardımlarda Türkiye gibi yeni aktörün ortaya çıkması ile sonuçlanmıştır. Gelinen noktada, Türkiye 2014 itibari ile en fazla insani yardım yapan üçüncü ülke konumuna yükselerek dış politikasında dile getirdiği vicdani, insani ve değerler üzerine inşa edilen duruşunu somutlaştırmıştır.

Türkiye moral değerler üzerinde aslında dünya siyasetine hem yeni bir soluk kazandırarak farklı bir vizyon ortaya koymakta hem de kendine has bir ülke markası inşa etmeye çalışmaktadır. Ahmet Davutoğlu’nun ‘donör ülke’ olarak ortaya koyduğu bu yaklaşım bir açıdan Türkiye’yi niche bir aktör olarak dünya siyasetinde konumlandırma girişimi olarak da görülebilir. Öte yandan, bu vizyon Türkiye’nin dış dünyaya yönelik bir siyasal iletişim stratejisi bütününü de kapsamaktadır. Bu doğrultuda Türkiye’nin kendi kabuğunu kırarak özgün bir aktör olarak dünya siyasetinde yer bulma çabalarını kendine has bir hikaye olarak anlatması gerekmektedir. İşte bu gereklilik ile birleşen aktif dış politika vizyonu Türkiye’nin kendine has inanç temelli STK’larının sahada, insani yardımların gittiği bölgelerde bir taban hareketi olarak yer bulması ile daha da görünür kılınmaktadır. Böylece insani yardımların ve insani diplomasinin en önemli noktalarından bir tanesi olan insandan insana iletişim, yani kamuoyunu önceleyen stratejiler soyut değerlerin somut veriler ile birleştiği bir Türkiye tablosunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ortaya konulan ‘İnanç Temelli Türkiye STK Modeli’ yalnızca bir çerçeve çizmekle kalmamakta, aynı zamanda kalıcı, uzun vadeli bir kamu diplomasisi stratejisi için Türkiye’nin iletişimsel yol haritası konusunda da fikir vermektedir.

Bu çalışma, Türkiye’nin dış yardımlarını kamu diplomasisinin en temel aktörleri haline gelen sivil toplum kuruluşları özelinde ele alarak, kamu diplomasisi modellerini Türkiye’ye ait, Türkiye’nin içinden çıkan bir inanç temelli model üzerinden analiz etmeye çalışmaktadır. Devlet ve sivil inisiyatiflerin işbirliği ve bağışçıların motivasyonları Türkiye’ye has modelin temel dinamikleridir. Bu açıdan çalışmanın bir amacı da Türkiye’nin sivil yönü ile insandan insana temas eden insani yardımlarının yeni kamu diplomasisi çerçevesinde değerlendirilerek Türkiye’ye özgü bir model denemesi geliştirmektir.

Türkiye gerek TİKA, AFAD, Kızılay ve Diyanet gibi kamu kurumları ile gerekse yeni kamu diplomasisinin aktörleri olan STK’ları ile kriz dönemlerinde muhtaç olanlara yardım eli uzatmaktadır. Tarihten de ilham alan bu yardım faaliyetleri vicdani boyutu olmakla birlikte bir strateji olarak geliştirildiği takdirde orta ve uzun vadede Türkiye’nin dış politika hanesine de artı değer olarak yazılacaktır. Bu insani yardımların uzun vadeli, kalıcı etkisi ilişki geliştirici bir kamu diplomasisi stratejisini gerekli kılmaktadır. Bu doğrultuda Türkiye sadece insani yardımlarda öncül bir aktör olmayacak, ilerleyen dönemlerde daha etkin bir Türkiye vizyonu ile doğru orantılı olarak uluslararası krizlerin çözümünde tabandan tavana yayılan bir anlayışla kilit aktörler arasında yerini sağlamlaştıracaktır. Ancak Türkiye’nin bu konuma gerçek anlamda ulaşması için çoklu engelleri aşacak stratejilere ve genel anlamda bir kamu diplomasisi vizyonuna da acilen ihtiyaç duyulmaktadır. Zira, Türkiye’nin hikayesini anlatmakta sıkıntı çektiği veya anlatmaya çalışırken daha gerçekçi söylemler kullanmakta halen uzmanlaşamamış olduğunu söylemek abartılı bir tahlil olmayacaktır.

Bu çalışma dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm güç, halkla ilişkiler ve kamu diplomasisi konularını kavramsal bir çerçevede ele almaktadır. Bu bölümde uluslararası halkla ilişkiler ile yine bir iletişim faaliyeti olan kamu diplomasisinin benzerlik ve farklılıkları tartışılarak kamu diplomasisi modelleri incelenecektir. Böylece sivil toplum kuruluşları ve insani yardımların kamu diplomasisi özelinde hangi perspektife oturduğu konusunda kavramsal altyapı verilmektedir. İkinci bölüm çalışmanın konusunu temel alan ilişki geliştirme ve yeni kamu diplomasinin temel bir aktörü olan sivil toplum kuruluşlarını ele almaktadır. Bu bölümde kamu diplomasisinin ilişki geliştirme modeli incelenerek sivil toplum kuruluşlarının bu çabalardaki rolü değerlendirilmektedir. Üçüncü bölüm ise daha çok Türkiye özelinde insani yardımlar, inanç temelli sivil toplum kuruluşları -yardım dernekleri- ve insani diplomasi konularını ele almaktadır. Bu bölümde Türkiye’nin inanç temelli derneklerinden ve bu kuruluşların işleyişinin yanı sıra kamuoyları arasında uzun vadeye dayalı bir ilişki geliştirme modeli sunulmaktadır. Bu model önerisi ile Türkiye’ye özgü, bir halktan bir diğer halka yeni kamu diplomasisi altında bir iletişim modeli denemesi amaçlanmaktadır. Yine bu bölümde Türkiye’nin insani diplomasi alanında niche -kendine has- bir aktör olarak ortaya çıkmasında donör ülke markalaması yanı sıra, fırsat ve eksiklikler tartışılmaktadır.

Bu üç bölümde literatür taraması yanı sıra AFAD, Kızılay, Dışişleri Bakanlığı, TİKA, İHH, Cansuyu, Kimse Yok Mu gibi kurum ve kuruluş yetkilileri ile 2013 Mart ayından beri yürütülmekte olan saha çalışması kapsamındaki mülakatlardan elde edilen bilgilere de yer verilmiştir. Dördüncü bölüm ise sonuç ve öneriler doğrultusunda şekillendirilerek yenilenen, dinamik olduğu kadar daha etkin bir ülke haline gelen Türkiye’nin kalıcı bir insani diplomasi aktörü olarak takip etmesi gereken uzun vadeli kamu diplomasisi stratejilerine ışık tutmayı amaçlamaktadır.

Kitabı Ankara'daki seçkin kitapevlerinden ve internet üzerinden temin edebilirsiniz.

Keyifli okumalar dileğiyle…

16.02.2015
İlgili Haberler
Köşe Yazıları
ATCOSS
SD Dergi