Alper TAN
Tüm YazılarıABD, zahiren savunduğunun aksine yeryüzünde demokrasinin önündeki en büyük engel ve en aşırı demokrasi karşıtıdır. Halkların iradesinin yönetimlere yansımasının önündeki en önemli engeldir. ABD, kendi menfaatlerine uymayan yönetimlerin iş başına gelmemesi için her çeşit girişimi “meşru” görmekte ve müdahale etmektedir.
Bu müdahaleleri ise askeri darbeler, siyasi suikastlar, muhalifleri finanse etmek, şantaj ve propaganda yapmak gibi çeşitli yollarla gerçekleştirdiği ise bilinen bir gerçektir. İşte çok bilinen birkaç misal...
ABD, geçmişte İtalya seçimlerine müdahale etti. 1948 yılında yapılan seçimleri Komünist Parti yerine Hristiyan Demokrat Partinin kazanması için İtalya'daki işbirlikçilerine milyonlarca dolar destek sağlayan CIA, bu sayede ülkedeki seçimlerin kaderini belirledi.
Bu süreçte aktif rol oynayan CIA ajanı Mark Wyatt, 1995 yılında Amerikan CNN kanalına verdiği röportajda, "Elimizde çantalar dolusu para vardı, bu paraları belirli politikacılara ve onların seçim kampanyalarına aktarıyorduk" açıklamasını yapmıştı.
Dönemle ilgili kayıtlar üzerindeki gizliliğin kalkmasıyla CIA'in İtalya'da o tarihten sonraki 24 yıl boyunca Hristiyan Demokratların seçimlerde başarılı olması için çaba gösterdiği ortaya çıktı.
Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) eski başkanı James Woolsey'in Şubat 2018’de basına yansıyan, "(ABD'nin başka ülkelerin seçimlerine müdahale edip etmediği sorusuna) Muhtemelen evet, ancak komünistlerin iktidara gelmesini engellemek için, sistemin iyiliği içindi; yani demokrasinin menfaatine, sadece iyi bir amaç içindi" şeklindeki sözleri, ABD'nin başka ülkelerdeki seçimlere müdahale ettiği gerçeğini yeniden gözler önüne sermişti.
İran'da Demokratik Yönetime Darbe
CIA, İran'da demokratik seçimle iktidara geçmiş olan Başbakan Muhammed Musaddık'ı deviren 1953 darbesinde önemli bir rol oynadığını ilk kez 2013 yılında kabul etmişti. Aynı darbede CIA ile birlikte İngiliz istihbaratının da rol oynadığı biliniyor.
Söz konusu darbeden 60 yıl sonra kamuya açılan belgelerde CIA'in İran'daki yönetim değişikliğinde oynadığı rol gözler önüne serilirken, belgelerde darbeye "Amerikan dış politikasının bir parçası olarak" yardım edildiği belirtilmişti.
İran halkının menfaatleri istikametinde ülke petrolünü millileştirme kararı alan Musaddık'ı deviren Washington-Londra ortak yapımı darbe süreci, Batı yanlısı Şah Muhammed Rıza Pehlevi'nin iktidar koltuğuna oturmasıyla sonuçlanmış, İran halkının menfaatlerini dikkate alan Musaddık yönetimi, ABD çıkarları için darbeyle indirilmişti.
Demokratik Kongo Darbesi
1960 yılında Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nin ilk başbakanı olarak seçilen ve o günkü şartlarda, kendi ülkesinin çıkarları doğrultusunda Rusya'dan yardım isteyen Patrice Lumumba, CIA'in de katkılarıyla gerçekleştirilen askeri bir darbe sonucunda devrilmiş ve darbeciler tarafından işkence edildikten sonra hunharca öldürülmüştü.
2002 yılında açıklanan gizli belgelerde, dönemin ABD Başkanı Dwight Eisenhower'ın CIA'ye "Lumumba'yı ortadan kaldırın" talimatı verdiği ortaya çıktı. Söz konusu toplantının kayıt tutucusu Robert Johnson, anılarını anlattığı bir mülakatta, "Eisenhower, CIA Başkanı Allen Dulles'a dönerek 'Lumumba'yı ortadan kaldırın' deyince salonda bulunan herkes 15 saniye boyunca buz kesti" ifadelerini kullanmıştı.
Afganistan Örneği: “Ellerimiz Kirli”
2001’deki askeri işgal sonrası Afganistan'daki siyasal düzeni şekillendirme çabası, 2009 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimlerine yansımış, o dönem ABD'nin Savunma Bakanı olan Robert Gates, sonraki yıllarda verdiği bir mülakatta açıkça ABD'nin 2009'daki Afganistan seçimlerini manipüle ettiğini itiraf etmişti. ABD böylece “Afganistan’a demokrasi getirmiş” oluyordu.
Gates, itirafında, "O seçimlerle ilgili ellerimiz kirli" açıklamasını yaptı ve seçimlerin anayasaya aykırı olarak ertelendiğini ve dönemin Cumhurbaşkanı Hamid Karzai'nin yeniden seçilmemesi için çaba gösterildiğini dile getirdi.
Yugoslavya Müdahalesi
Dönemin başkanı Bill Clinton, 2000'de CIA’ya dönemin Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç’in yeniden seçilme çabalarına karşı çıkanlara gizli destek sağlama yetkisi vermişti. Daha sonra, George W. Bush yönetimi, Irak’ın Ocak 2005 seçimlerine müdahale etti.
ABD, Seçimlerin %69’una Müdahale Etti
Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden Jack Goldsmith, ABD'nin seçim müdehalelerine dair 2020’nin Ekim ayında Japonya’da yayınlanan makalesinde ülkenin daha önce pek çok örtük ve aleni seçim müdahalelerine dahil olduğunu belirtti.
Prof. Goldsmith özellikle çarpıcı biçimde tarihçi Dov Levin'in, “Meddling in the Ballot Box” (Oy Sandığına Burnunu Sokmak) isimli kitabında ABD ve Sovyetler Birliği’nin (daha sonra Rusya) örtük veya aleni biçimde yabancı ülkelere yönelik 117 seçim müdahalesinde bulunduğunu gösterdiğine değindi. Levin, 1946 ve 2000 arasında bu müdahalelerin çeşitli adaylara veya partilere yardım etmek ya da engel olmak amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti. ABD’nin, belirtilen 117 müdahalenin 81’inden sorumlu olduğu bunun da toplam sayının yüzde 69’una denk geldiği belirtildi.
Halk İradesine Müdahale Gücü Olarak Cambridge Analytica, 200’den Fazla Seçime Müdahale Etti
Resmi ordular, uluslararası savaş kuralları ve uluslararası yargının denetimlerine tabi olduğu için bu durumdan “devlet” olarak kurtulmak maksadıyla “özel” güvenlik şirketleri üzerinden paralel ordular kuran Batılı ülkeler, başka ülkelerin seçimlerine yön vermek, müdahale etmek için de “özel” şirketleri kullanıyor. Cambridge Analytica bunlardan biri.
Cambridge Analytica veri madenciliği, veri komisyonculuğu ve seçimler için stratejik iletişim kapsamında veri analizi yapan İngiltere merkezli siyasi danışma şirketidir. Cambridge Analytica 2013 yılında SLC Group'un yan firması olarak hizmet vermeye başladı. Cambridge Analytica şirketinin kısmi sahibi American risk portföyü yöneticisi olan muhafazakâr görüşlü Robert Mercer ailesidir. Şirketin, Londra, New York ve Washington D.C.'de ofisleri bulunmaktadır. Cambridge Analytica'nın müdahil olduğu seçimlerdeki rolü hakkında açılan davalar bulunmaktadır.
ABD’nin derin yapıları, sadece başka ülkelere değil, kendi iç seçimlerine de müdahale ediyor. ABD seçimlerine müdahalesi nedeniyle özellikle 2018 ve sonrasında tartışma konusu olan Cambridge Analytica dikkat çekmişti. Cambridge Analytica, 2013 yılında SCL Group isimli bir İngiliz şirket tarafından kuruldu. “Davranışsal araştırma” ve “stratejik iletişim” şirketi SCL Group, 1990’lardan beri siyaset ve seçimlere müdahale ediyor. Şirketin internet sitesine göre çalışma yürüttüğü yerler arasında Arnavutluk, Romanya, İtalya, Letonya, Güney Afrika, Nijerya, Kenya, Hindistan, Kolombiya ve Endonezya gibi pek çok kıtadan pek çok ülke bulunuyor. SCL Group’un Cambridge Analytica’yı kurma sebebiyse, ABD seçimlerine de müdahale etmek…
Trump’ın Seçilmesinde Etkili Oldu
18 Mart tarihinde The Guardian’a konuşan eski Cambridge Analytica çalışanı Christopher Wylie, şirketin ABD seçimlerine müdahalesini ve ABD Başkanı Donald Trump’ın seçilmesindeki rolünü anlattı. Kısacası olay Cambridge Analytica, Wylie ya da Trump ile sınırlı değil. Seçimlere müdahale etmek için sosyal medya da dahil olmak üzere “pek çok araç” zaten kullanılıyordu.
Ahlak ve Demokrasi Karşıtı Şirket: Cambridge Analytica
Cambridge Analytica, 2015 yılında ABD Başkanlık Seçimleri’nde Ted Cruz için çalışarak gündeme geldi. 2016 yılındaysa şirket, Donald Trump için çalışmanın yanı sıra, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden çekilmesi için yapılan referanduma da müdahale etti.
Şirketin sosyal medya verilerini kullanış biçimi zaten biliniyor. Ancak daha sonra yayımlanan bir kayıt, şirketin CEO’su Alexander Nix’in siyasetçileri hedef almak için seks videoları, rüşvet ve şantaj dahil olmak üzere pek çok yöntemi kullandığını gösterdi. Üstelik kayıtta “güzel Ukraynalı kadınlardan” ve yasadışı olabilecek işler yaptıklarından bahseden Nix, kullandıkları yöntemlerle övünüyordu. Yani Cambridge Analytica, “becerisini” yalnızca sosyal medyaya değil, “klasik” “kirli” yöntemlere de borçlu.
Facebook’un Rolü Ne?
The New York Times ve The Observer, Cambridge Analytica ve Facebook'un veri ihlali yaptığını raporladı. Buna göre Facebook'un bir üniversite görevlisine platformdaki kullanıcıların verilerine erişim vermesiyle başlayan süreçte veriler, Cambridge Analytica şirketinin eline geçti. Cambridge Analytica şirketi de Donald Trump'ın başkanlık seçimleri kampanyasında bu verileri kullandı.
Dünyada 200’den Fazla Seçimi Manipüle Etti
Cambridge Analytica’ya dair ortaya çıkan bilgiler, kuruluşun küresel çapta 200’den fazla seçime müdahale ettiğini gösterdi. Cambridge Analytica seçimlere benzer biçimlerde müdahale eden tek şirket değil. Büyük şirketlerin ve çıkar gruplarının finansmanıyla gerçekleştirilen seçimlerde, benzer şirketler de büyük roller oynuyor.
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan!
Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibi eski AK Parti mensubu, bakanlık ve başbakanlık yapmış siyasetçilerin bile böyle bir şer ittifakına ortak olmaları nasıl sağlandı? Sadece eski partileri ve liderlerine duyulan öfke ve nefretten mi kaynaklanıyor? Yoksa ABD’nin bunda bir dahli ve etkisi var mı?
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Joe Biden ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry L. Flake hakkında söyledikleri de gösteriyor ki ABD tamamen 14 Mayıs seçimlerinin içinde. Müdahale ediyor. Yani kendine itaat etmeyen, Batıya kafa tutan yönetime, ders vermeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da söylediği gibi, bakalım Türk milleti mi ABD’ye büyük bir ders verecek, yoksa ABD Masası mı kazanacak? Türk milletinin, son yüz yıldır yaşadıklarından epeyce sonuç çıkarmış olduğunu düşünüyoruz. Yoksa hem ülke bütünlüğünü, hem millet idaresini hem de İslami inanç ve değerlerini bir kez daha Batıya teslim edecek demektir.
Temel Karamollaoğlu Neyin Peşinde?
“Milli Görüş”ün kurucusu Necmettin Erbakan 28 Mart 2009’de Dünya Bülteni yayın kuruluşunda yayımlanan mülakatında ve daha önceki birçok konuşmalarında REFAHYOL hükümetinin yıkılmasından ABD’yi sorumlu tutuyordu.
“Sizce 28 Şubat'ın başaktörü kimdir?” sorusuna tek cümle ve net olarak “Warren Christopher” demişti. Çünkü hükümetinin yıkılması için, 30 Ekim 1996 tarihli “gizli” belgenin ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'ne gönderilmesiyle harekete geçildiğini biliyordu. Kripto, ABD Ankara Büyükelçiliği'ne ve Türkiye’ye komşu ülkelerdeki ABD büyükelçiliklerine gönderilmişti. Erbakan, “15 Ekim'de D-8'leri kurmaya karar verdik Çırağan Sarayı'nda. 15 gün sonra hariciye bakanı bütün elçilere bunu gönderiyor. Ne yapıp edip Türkiye'de Refah'ı iktidardan uzaklaştırın ve askerî ihtilal yapın diyor” dedi.
Fotoğraf: Erbakan’ın elindeki, Refahyol hükümetini düşüren 30 Ekim 1996 tarihli ABD gizli belgesi.
Bu belgeyi teyit eden, o dönem Devlet Bakanı olan Abdullah Gül’ün danışmanı, şimdiki Washington Büyükelçisi Murat Mercan: “Doğrudur o belge İsviçre’den isimsiz gelen bir postadan çıktı, tercümeyi bizzat ben yaptım, yayınlanan belge benim tercüme ettiğim belgedir. Güvenilir kaynaklardan araştırdık, o belge gerçek bir belgedir” demiştir.
Belge: 30 Ekim 1996 tarihli kriptonun aslına uygun tercümesi.
ABD Dışişleri Bakanı Warren Cristopher imzalı belge, bilgi olarak Atina, Beyrut, Moskova, Sofya elçilikleri ile Geneva, NATO ve BM Amerikan misyonlarına da ulaştırılmıştı. Ve gizli belgede şöyle deniliyordu:
“(ABD) Türk hükümetinin milli eğilimlerinden ve Başbakan Erbakan’ın ideolojisinden ilham alarak dış politikayı batıdan ayırıp Arap ve Müslüman dünyasına doğru yeniden yönlendirilmesinden dolayı derin endişe içerisindedir. Kanaatimizce Türkiye’nin İran, Irak, Libya, Nijerya ve Sudan ile bağlarını kuvvetlendirmek konusundaki mevcut tutumu, bizim milli menfaatlerimize aykırıdır, düşmancadır.”
“DYP, Erbakan’ın radikal İslami söylemlerini ılımlaştırmada başarılı olamadığına göre, kendisinin RP ile koalisyonu verimsiz görünmektedir. Biz inanıyoruz ki, Tansu Çiller’in koalisyondan çekilmesi Erbakan’ı düşürecek ve ülkeyi genel seçimlere götürecektir. Sonuç kesin olmamakla birlikte RP büyük ihtimalle seçimlerden eskisinden daha güçlü olarak çıkacaktır.”
“Türkiye, Birleşik Devletlerin anahtar stratejik ortağı olarak kalmak mecburiyetindedir ve onun bu pozisyonunu gerçekleştirip sürdürmedeki başarımız, bizim milli menfaatlerimizi doğrudan etkileyecektir. Türk askeriyesi, bu sonucu elde etmeye doğru daha büyük çaba sarf etmesi için harekete geçmeye mecbur edilmelidir. Bu konudaki aksiyon planlarınızı ve yorumlarınızı bekliyorum.”
Bu belgede ABD, gerçek niyetini çok net olarak ifade etmişti. Nitekim 30 Ekim 1996 tarihli talimat tam 4 ay sonra 28 Şubat 1997 post modern darbesi yapılarak yerine getirilmişti.
Saadet Seçmeni Gerçeği Görecektir
Açıkça söylemeliyiz ki; o zaman TSK’daki darbeci generallere görev ve talimat veren ABD, 15 Temmuz’da da FETÖ ve yine darbeci generallere görev vermişti. TSK onları dinlemeyeceği için kimse tereddüt etmesin ki siyasi olarak bu görev artık “Millet İttifakı” isimli ABD kurgusu, millet karşıtı oluşumdadır. Saadet Partisi ise bu şer şebekesinin en sadık unsuru konumundadır. Temel Karamollaoğlu’nun bunu bilinçli yaptığını düşünüyoruz. Ama Saadet tabanı bu gerçekleri görerek ve bilerek tercihlerini yapacaktır.
Koray Aydın: “İrade Bizde Olsaydı, Millet İttifakı'nı Kurmazdık”
İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın, 2018’in Temmuz ayında Habertürk’te katıldığı bir televizyon programında esrarengiz açıklamalar yapmıştı. 24 Haziran seçimleri için CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve Demokrat Parti'nin bir araya gelerek oluşturduğu "Millet İttifakı" ile ilgili de konuştu.
“Çok Farklı Gelişmeler Oldu, Zaruri Olarak Millet İttifakı'na Evet Dedik”
Konuşmasında, çatı aday ile seçim kazanmanın mümkün olmadığını dile getiren Aydın, "Genel başkanım halkın oyları ile girecek dedi girdik. …Çatı aday ile seçim kazanmak mümkün değil, doğru da değil. Sol, sol ile ittifak kursun dedik. Bununla yola çıktık. Daha sonra çok farklı gelişmeler oldu, o gelişmeler bizim zaruri olarak Millet İttifakı'na evet dememize neden oldu. İrade bizde olsaydı, Millet İttifakı'nı kurmazdık; Saadet Partisi ve Demokrat Parti ile ittifak kurardık" dedi.
Şunu sormak kaçınılmaz: İyi Parti’nin Millet İttifakı’na girmesi kim iradesiyle (zoruyla) oldu?
CHP’li Yaşar Okuyan, “Masayı Dağıtırsa” Dedi ve Akşener’i Tehdit Etti: Elimde Belgeler Var
4 Şubat 2023’te Halk TV’de konuşan Yaşar Okuyan, "Meral Akşener masayı dağıtır, Kılıçdaroğlu'nun adaylığına terslik yaparsa bunun bir bedeli olur, elimde belgeler ve dosyalar var hepsini açıklarım onu sokağa çıkarmam. Hepsi de İçişleri Bakanlığı dönemine ait belgeler. Konuşturtmasın beni. İhanettir" dedi. CHP lideri Kılıçdaroğlu'na 6'lı masa kurulurken Akşener'le ilgili bir dosya verdiğini ifade eden Okuyan, "Sayın Kılıçdaroğlu'na dosyayı masa kurulurken söyledim. 3 gün önce de hatırlattım. Ve ona Meral Hanım'la ilgili bir dosya verdim. Dosyayı Kılıçdaroğlu kullanmayacak ben kullanacağım" demişti.
Meral Akşener Niçin 6’lı Masa’ya Dönmek Zorunda Kaldı
Yaşar Okuyan’ın bu tehditlerinden tam bir ay sonra 3 Mart 2023 Cuma günü Meral Akşener “6'lı masa bir ortak akıl platformu olmaktan çıktı'' deyip, ''Geldiğimiz noktada İyi Parti bir kıskaca alınmış, bir dayatmaya mecbur bırakılmış, tıpkı yıllardır Türk milletine yapıldığı gibi ölümle sıtma arasında bir tercihe zorlanmıştır ve elbette buna boyun eğmeyecektir. Sağduyusunu azme çevirecek, kişisel ikbal hesapları için üretilmiş devşirme bir siyasetin 'hınk deyicisi' olmayacaktır." ifadelerini kullandı. Meral Akşener, yüksek perdeden itirazlarını şöyle sürdürdü: “Ne bir kumar masasında ne de bir noter masasında olacağız. 85 milyonun geleceğini kişilerin tahakkümüne teslim edip tehlikeye atmayacağız." “Ya şanlı bir mücadelede milyonlarla yürüyeceğiz ya da trajik bir hikayede figüranlık yapacağız. Ez cümle ya tarih yazacağız ya da tarih olacağız.” Akşener böyle dedi ve 6’lı Masadan çıktıklarını açıkladı.
Peki 3 Günde Ne Değişti?!
Bu sert ve iddialı itirazlarından sadece 3 gün sonra 6 Mart Pazartesi, Meral Akşener ve partisi, hiçbir makul izahat yapmadan o, yerden yere vurduğu 6’lı Masa’ya geri döndü. Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Masa’nın ortak adayı gösterildiği basın açıklamasında ise gizlenemeyen korkunç bir sıkıntı içinde olduğu Meral Akşener’in suratından okunuyordu.
Bu gelişmenin üzerinden bir ay geçti. Akşener ve partisi hala makul bir açıklama yapamadı.
Yaşar Okuyan’ın elindeki tehdit dosyalarında neler vardı? Birileri tehdit mi etti? Şantaj mı var? Eğer böyle ise sizin boyun bükmenize sebep olan gerçek nedir? İyi Parti’nin Millet İttifakı’na girmesi kimin “iradesi”ydi? Koray Aydın’ın şifreli konuşmasındaki “çok farklı gelişmeler” neydi, niçin “zaruri olarak” bu ittifaka mahkûm kaldınız?
Oylarını isteyerek yönetmeye talip olduğunuz halkın/milletin bunu bilmeye hakkı yok mu?
Demokratik Kongo ve Afganistan gibi ülkelerde bile seçimlere müdahale etmekten geri durmayan, CAATSA yaptırımları ile resmen “düşman” ilan ettiği ve Çin’den, Rusya’dan daha büyük bir tehdit olarak gördüğü Türkiye seçimlerine ABD’nin müdahale etmeyeceğini düşünecek kadar saf değiliz.
Güncel Yazıları
Analiz- في ضوء التاريخ، كيف ستكون نهاية نتنياهو وإسرائيل؟..
25 Mart 2025
Tarihin Işığında, Netanyahu ve İsrail’in Sonu Nasıl Olacak?
22 Mart 2025
Ortadoğu’ya 6 Köşeli Davut Mührü Değil 8 Köşeli Selçuklu Mührü Vuruluyor
13 Mart 2025
Türkiye Yeni Küresel Lider, 100 Yıllık Mesele 100 Günde Nasıl Bitti?
11 Mart 2025
Abdullah Öcalan’ın Düşmanları Kahreden, Dostları Coşturan Tarihi Çağrısı
28 Şubat 2025
28. Yılında, 28 Şubat'ın 28 Günahı
28 Şubat 2025
Trump Başkan Olunca Cehennem Vaad Ediyor!
13 Şubat 2025
Trump’s Arrival has Disrupted European Politics
27 Ocak 2025
Trump’ın Gelişi Avrupa Siyasetini Darmadağın Etti
23 Ocak 2025
Hamas’ Blessed Victory Could Lead To Political And Social Turmoil In Israel
17 Ocak 2025
Hamas’ın Kutlu Zaferi, İsrail’de İç Savaşa Dönüşebilir
15 Ocak 2025
Birileri Dünya Düzenine Meydan Okuyor, Dalga Geçiyor, Hesap Görüyor Ama Dünya Sessiz ..
13 Ocak 2025
Someone is Challenging the World Order, Making Fun of It, Holding It to Account, But ..
13 Ocak 2025
جهان و پیشبینیهای سال ۲۰۲۵-Analiz
10 Ocak 2025
العالم وتوقعات 2025
10 Ocak 2025