Alper TAN
Tüm Yazılarıİsrail işgal kuvvetleri, Müslümanların en kutsal günlerinden birisinde İslam’ın ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı yine akılalmaz bir pervasızlık ve cüretkarlıkla işgal etti.
İşgalci İsrail hükümeti, bundan önce gerçekleştirdiği yüzlerce saldırıya karşı Müslüman ülkelerin gerekli tepkiyi vermemiş olması ve Müslümanların dağınıklığından oluşan boşluktan yararlanarak bu vahşi saldırıları planlama ve yapma konusunda bir beis görmüyor. İsrail’in bu tür her girişiminde Müslüman ülke yönetimlerinin uluslararası kuruluşları göreve davet etmeleri ise hiçbir anlam ifade etmemektedir. İsrail’e karşı uluslararası kuruluşların herhangi bir karar alsa bile aldığı kararı uygulama noktasında herhangi bir yaptırıma teşebbüs etmediği de herkes tarafından net olarak bilinmektedir.
Zaten İsrail yönetimlerinin şımarıklığı ve cesareti de bundan kaynaklanmaktadır.
50’den fazla Müslüman ülkenin, yaklaşık 2 milyar Müslümanın kendi aralarında birlik olup ilk kıblelerini kurtarma konusunda harekete geçmediği halde Hıristiyanlardan, Budistlerden, dinsizlerden ya da başka muhtelif inançlardan devlet, kişi ve toplulukları Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı kurtarmaya davet etmek topu taca atmaktan başka bir anlam ifade etmediği gibi aynı zamanda Müslümanlar açısından acziyettir ve utanç vericidir.
Ne yazık ki bugüne kadar olanlarla ilgili görüntü bundan ibarettir.
Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü ve Filistinlileri kim kurtaracak? Yahudilere bir proje devlet olarak Müslüman topraklarının göbeğinde İsrail’i kurdurttan İngiltere mi? Filistinli Müslümanlara ait olan Kudüs’ü İsrail’e başkent olarak hediye etmeye kalkışan Amerika Birleşik Devletleri mi? Her defasında kayıtsız-şartsız İsrail’i destekleyen ve Siyonist zalimlere sessiz ve tepkisiz kalan diğer Avrupa devletleri mi? Ya da konuya hiç alaka duymayan Rusya, Çin veya Hindistan mı?
Tabloya bu şekilde bakıldığında İsrail için son derece konforlu bir dünyanın mevcut olduğu anlaşılabilir. Bugüne kadar gerçekten de böyle olmuştur. Hatta bölgedeki bazı Müslüman Arap ülkelerin yönetimlerinin bugüne kadar hiç rastlanmadık şekilde İsrail’le “normalleşme” görüntülerine bakılacak olursa İsrail’in eskiye nazaran daha da güçlendiği düşünülebilir. Fakat hakikat böyle midir yoksa farklı mıdır onu anlayabilmek için birazcık zamana ihtiyaç olacak.
Bu anormal “normalleşmeler,” Müslüman ülkelerin dağınık görüntüsü ve ABD başkanı Trump‘ın Müslüman Kudüs’ü İsrail’e başkent olarak “bağışlama” teşebbüsleri, İsrail azgınlığını ve Siyonistlerin sınır tanımayan heveslerini depreştirmiş görünmektedir.
Görüntü böyle olmakla birlikte İsrail açısından bu görüntünün son derece yanıltıcı olma ihtimali de hesaba katılmalıdır. Unutulmaması gerekir ki bazı şeyler bir anda olur ve biter. Dönüşü de yoktur.
Türkiye’nin doğusunda diğer bir proje devlet olan Ermenistan da 30 yıl önce Azerbaycan’a ait Karabağ topraklarını kanlı bir şekilde işgal etmişti. Geçen sonbaharda Azerbaycan işgal altındaki topraklarını 44 günde kurtardı. O güne kadar kayıtsız ve şartsız Ermenistan‘ı destekleyen Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, İngiltere ve Rusya gibi dünyanın en güçlü devletleri, Ermenistan’ı yalnız başına bırakıp Azerbaycan’ın kendi topraklarını yeniden elde etmesi karşısında çaresiz kaldılar ve durumu kabullendiler. Amerika Birleşik Devletleri bu acziyetini örtmek için ise bu yıl 24 Nisan’da “1915 olayları Ermenilere karşı soykırımdır” diyerek Ermenistan’ın bu “laf”la teselli olmasını istediler.
Türkiye’nin batısında kurdurulmuş olan diğer bir proje devlet Yunanistan’ın pervasızlıklarının da muhtemelen sonu yaklaşmaktadır. Kıta sahanlığı, deniz yetki alanları, adalar, Kıbrıs gibi konularda ve ilaveten Batı Trakyalı Türklere karşı yürütülen baskıcı politikalarına sessiz kalan hatta destek veren ülkelerin, Yunanistan’ı nereye kadar destekleyeceklerini görmek için fazla bir zaman kalmadığını zannediyoruz.
Projeler belli bir amaca yönelik olarak çizilir, hazırlanır ve uygulanır. Hazırlanan proje maksada hizmet etmez hale geldiyse ondan vazgeçilir.
Üçü de birer proje devlet olan Ermenistan, Yunanistan ve İsrail, artık sahiplerine fayda getirmemeye başlamıştır. Bu proje ülkelerin, sahiplerine maddi-manevi maliyetleri de her geçen gün artmaktadır.
Geçen yıl bu günlerde Ermenistan, 30 yıl önce işgal ettiği Karabağ topraklarını gerçek sahiplerine iade etmek zorunda kalacağını hiç düşünmüyordu bile... Fakat bugün durum ortada.
Bu konforlu durumun ilelebet devam edeceğini, bugüne kadar onu destekleyen devletlerin her şeye rağmen desteklerini devam ettireceklerini ve Müslüman ülkelerin dağınıklığının da değişmeyeceğini zannediyor ise muhtemelen uzun olmayan bir gelecekte ne kadar yanıldığını İsrail de çok acı bir tecrübeyle görmüş ve öğrenmiş olacaktır.
Müslüman ülkeler arasındaki birlik ve dayanışma çabaları artık ete kemiğe bürünmeye başlamıştır. Bu noktada son bir kaç sene içerisinde hayata geçirilen çok sayıda örnek hatırlanabilir. Hem dünyada hem bölgede uluslararası dengeler geri dönülmez bir şekilde değişmekte ve yeni dengeler oluşmaktadır. Fakat İsrail, kendisine sunulan konfor içerisinde bugüne kadar hiç sorgulanmamış olmasının verdiği rahatlık ve sarhoşlukla dünyadaki değişime gözlerini kapatmaktadır.
Zalimin de zulmün de sonu bellidir. Zalimler için çember daralıyor.
Güncel Yazıları
Analiz- في ضوء التاريخ، كيف ستكون نهاية نتنياهو وإسرائيل؟..
25 Mart 2025
Tarihin Işığında, Netanyahu ve İsrail’in Sonu Nasıl Olacak?
22 Mart 2025
Ortadoğu’ya 6 Köşeli Davut Mührü Değil 8 Köşeli Selçuklu Mührü Vuruluyor
13 Mart 2025
Türkiye Yeni Küresel Lider, 100 Yıllık Mesele 100 Günde Nasıl Bitti?
11 Mart 2025
Abdullah Öcalan’ın Düşmanları Kahreden, Dostları Coşturan Tarihi Çağrısı
28 Şubat 2025
28. Yılında, 28 Şubat'ın 28 Günahı
28 Şubat 2025
Trump Başkan Olunca Cehennem Vaad Ediyor!
13 Şubat 2025
Trump’s Arrival has Disrupted European Politics
27 Ocak 2025
Trump’ın Gelişi Avrupa Siyasetini Darmadağın Etti
23 Ocak 2025
Hamas’ Blessed Victory Could Lead To Political And Social Turmoil In Israel
17 Ocak 2025
Hamas’ın Kutlu Zaferi, İsrail’de İç Savaşa Dönüşebilir
15 Ocak 2025
Birileri Dünya Düzenine Meydan Okuyor, Dalga Geçiyor, Hesap Görüyor Ama Dünya Sessiz ..
13 Ocak 2025
Someone is Challenging the World Order, Making Fun of It, Holding It to Account, But ..
13 Ocak 2025
جهان و پیشبینیهای سال ۲۰۲۵-Analiz
10 Ocak 2025
العالم وتوقعات 2025
10 Ocak 2025