Alper TAN

Tüm Yazıları

Erdoğan'ı Değil Türkiye'yi Devirmek İstiyorlar

19 Ocak 2023
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye’yi kalkındırmaya sanayileştirmeye, havacılık ve uçak sanayi alanında lider ülkelerden birisi yapmaya dair çaba gösterenlerin öncülerinden Nuri Demirağ ve Vecihi Hürkuş gibi vatan evlatlarının başına gelenler pişmiş tavuğun başına gelmemişti.

Bu iki öncü vatanperver şahsiyet, her türlü riski göze alarak büyük işler yapmış olmalarına rağmen devlet içinde bazı odaklardan güç alan işbirlikçi bir güruh tarafından engellenmiş ve bir nevi cezalandırılmışlardı. Bunlar da yetmiyormuş gibi on yıllar sonra, “Devlet Övünç Madalyası” takılması gereken Vecihi Hürkuş ile dalga geçen, ona deli muamelesi yapan sinema filmleri çekilmiş, Şener Şen ve Ayşen Gruda’nın başrollerinde oynadığı sinema filminde Vecihi Hürkuş ile alay edilmişti.

Şimdi de aynı hakaretler, saldırılar ve densizlikler, Türkiye’nin gururu ve dünyanın gıptayla takip ettiği Baykar firması, Bayraktar ailesine, Haluk Bayraktar ve Selçuk Bayraktar’a yapılıyor.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan’ın son birkaç gün içinde yaptığı açıklamalarla, dünya savaş konseptini değiştiren İHA ve SİHA’ların üreticisi Baykar şirketini hedefe koyması, şirket hakkında “Devletin hemen hemen bütün imkanları, bütün o yardımlar, devletin bütçesinden doğrudan aktarılan kaynaklar, Baykar'a veriliyor. Bu proje 'Kutsal, dokunulmaz' hale getirildi. Kusura bakmayın, dokunacağız tabi ki" sözleri kamuoyunun öfkesine sebep oldu.

PKK’ya karşı terörle mücadelede, Suriye’de TSK tarafından icra edilen harekatlarda son derece etkili olan Baykar’ın ürettiği insansız hava araçları Libya, Karabağ, Ukrayna, Irak hatta Afrika’da gösterdiği başarılar dolayısıyla bütün dünyanın dikkatini üzerinde topladı. Onların geliştirdiği ürünler, Türkiye’nin küresel güç haline gelmesinde önemli katkı sağladı. Baykar şirketinin sahibi Bayraktar ailesi, yaptıkları hizmet ve yoluna baş koydukları bu milletin yüceltilmesi davasındaki fedakarlıkları sebebiyle kısa zamanda Türk halkının sevgilisi haline geldiler.

Baykar Grubu’na yönelik tehdit ve saldırı aslında, Türk savunma sanayiindeki son on yılda yaşanan olağanüstü gelişmelerden duyulan korku ve nefretin yansımasıydı. Zira, 2022 yılında silah sanayimizin ihracatı 4 milyar doları aşmış, Türkiye dünyanın en büyük 14. savunma silahları ihracatçısı konumuna gelmişti. Bu rakamın 2023 yılı sonunda 6 milyar doları aşması beklenmektedir.
Kızılelma insansız muharip uçağımız, Milli Muharip Uçağımız, İHA’larımız, SİHA’larımız, helikopterlerimiz, tanklarımız, zırhlı muharebe araçlarımız, uçak gemimiz, insansız deniz araçlarımız, gemilerimiz, füzelerimiz, balistik füzelerimiz, makineli tüfek, piyade tüfeği, tabanca, çoklu bombaatarlar gibi silahlarımız, akıllı mühimmatlarımız, elektronik harp sistemlerimizle ülkemiz dosta güven veren düşmana korku salan bir konuma geldi.

2000’i aşkın yerli firma bu sektörde üretim yaparken bunlardan 7’si TAI, ASELSAN, ROKETSAN, STM, HAVELSAN, BAYKAR ve BMC dünyanın en büyük 100 savunma şirketi listesinde yer aldı.
Baykar Grubuna saldırı, savunma sektörümüzün bu yükselişinin hazımsızlığının dışa vurumudur. Muhtemelen mesafe alındığında sıra diğer firmalarımıza da gelecektir.
Hedef seçilen Baykar Grubu’nun 20 yıllık tarihi, Anadolu insanın azminin, başarısının ve milliliğinin hikayesidir bir bakıma. Düzenlediği Teknofestler ile memleketimizin çocuklarının ufkunu açmaları, kendine özgüven aşılamaları, seçkin 1400 öğrenciye burs vermeleri hep bu dava ruhunun yansımasıdır. Şimdilerde dışardan ve içerden çeşitli saldırılar ve yıpratma kampanyaları ile bu ruh öldürülmeye çalışılıyor.

Türk savunma sanayiinin bugünkü öncüleri dünyanın en güçlü devletlerinin dimağlarını alt-üst etmeye hazırlanırken Türkiye’de “uçak mühendisi” bir “profesör” bu ülkenin neden insansız hava araçları üretemeyeceğine dair kitap yazarak bu ülkenin gençlerinin umutlarını kırmaya, toplumun ve devletin öz güvenini yok etmeye çalışıyordu.

Bir akademisyen olarak Türkiye’nin nasıl hava araçları üretebileceğine dair kitap yazması beklenen ve bu hususta projeler üretmesi umut edilen, sırf bu nedenle kendisine onlarca yıl maaş ödenen bir profesörün yani İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi eski akademisyenlerinden Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel’in 2012’de “Türkiye’nin İnsansız Uçak Aldatmacası” adıyla yayınladığı 335 sayfalık kitabı ibret-i âlem için burada takdirlerinize sunuyoruz.

Bütün bu engellemelere rağmen Baykar’ın teknoloji harikası Akıncı ve Kızılelma uçakları dünyanın gözünü kamaştırıyor. Halen Kızılelma kategorisinde, dünyada insansız hava aracına benzer bir uçak hiçbir ordunun envanterine de bulunmuyor. Kızılelma, TSK envanterine teslim edildiğinde havacılık anlamında Türkiye’yi bölgesel ve küresel anlamda süper güç seviyesine çıkaracak bir teknolojiye sahip.

Ürünleri 27 ülkeye ihraç edilen, ürettiği hava araçları ile dünya savaş konseptini değiştiren bu gruptan kim rahatsız olur, kim iftira ederek, iktidara geldiklerinde “dokunacağı” tehdidini savurur?
Bu tehdit, iç siyaset ölçüsünü aşan, Türkiye düşmanı küresel güçlere hizmet eden bir sopa göstermedir. ABD ve bazı Batı ülkelerinde Türk İHA/SİHA’larına ambargo konulması, Türkiye’nin durdurulması çağrılarının yapıldığı, FETÖ’nün bu konuda öncülük yaptığının bariz görüldüğü bir sırada Ali Babacan tarafından Baykar grubuna yapılan iftira ve tehditler organizedir ve doğrudan Türk milletini, devletini hedef almaktadır.

Washington Institute for Near East Policy’nin eski uzmanlarından olan ve Pentagon’un etki ajanı vasfıyla tanınan Michael Rubin “1945” adlı internet sitesi için geçen hafta bir makale yazdı. “Ukrayna’nın ötesini düşünün: Türkiye'nin SİHA ihracatı tehdit" başlığını kullandı ve Washington'dan Türk SİHA'larına yaptırım uygulamasını istedi. Michael Rubin’in bu çağrısının hemen ardından DEVA Partisi’nin başı Ali Babacan hemen harekete geçti ve Baykar firmasına saldırmaya başladı. Bütün bunlar tesadüf olabilir mi?

Türkiye’de üretilen SİHA’ların Afrika’dan Kafkasya’ya ve Libya’ya kadar sınır ötesi birçok noktada varlık gösterdiğini vurgulayan Rubin, Beyaz Saray ve ABD Kongresi'ne seslenmişti.
Michael Rubin, "Türkiye'nin insansız hava aracı ihracatının yol açtığı istikrarsızlığı görmenin ve Türkiye'nin savunma sanayisini yaptırıma uğratmanın vakti geldi." demişti. Türkiye düşmanı bazı Batı ülkelerinden güç ve sufle alan malum siyasetçiler, Türk seçmeninden oy isteyip ruhlarının bağlı olduğu ülkelere hizmet etmeye çalışıyorlar.

Türkiyedeki ağır vesayet sistemine karşı mücadele eden iktidar kadrolarının arasında yer aldığı için parlayarak kamuoyunda yer edinen birinin, bugün de çıkıp o iktidar kadrolarını hedef alarak, başta savunma sanayiini, düşmanın ekmeğine yağ sürercesine eleştirmesinin sorumluluğu çok ağır olur. Bunun altından hiç bir siyasi parti, hiçbir şahıs kalkamaz. Türk siyaset çöplüğünde bunun örneği çoktur.

Ülkemize saldıran işbirlikçiler ve etki ajanları, artık hadlerini bilmeliler.
Bu alanda öncü rolü oynayan Baykar’a, İHA, SİHA’lara, Bayraktarlara kimse ama kimse dokunamaz. Zaten bu saldırıları yapanların maksadı Baykar’a dokunmak değil, zalim Batı dünyasına meydan okuyan ve mazlum ülkelerden aldığı desteklerle sürekli büyüyen, güçlenen Türkiye’ye dokunmaktır. Kim Baykar’a ve Türk savunma sanayine dokunursa bu millet de ona dokunur ve en kısa zamanda al aşağı eder. Siyaset yapanların iktidarı değiştirme maksadıyla eleştirilerde bulunması demokrasilerde anlaşılabilir bir şey. Ancak  Erdoğan’ı devirmek istiyor görünen bazı politikacılar aslında Erdoğan’ı değil o maske altında Türkiye’yi devirmeye çalışıyorlar. Bugün ülkemizi, devletimizi dünyada güçlü ve söz sahibi ülke konumuna getiren savunma sanayi çabalarımıza Batılı müttefikleriyle ortak hareket edip ülke düşmanlığı yapan hiç kimseye bu millet geçit vermez. Boşuna bu alanda ekmek aramasınlar. Onlara, buradan siyasi güç, ekmek çıkmayacaktır.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA