Mehmet DOĞAN
Tüm YazılarıKarşımızda yeni bir Suriye gerçekliği var. Bu gerçeklik, Suriye’de olup bitenlerin realitesini görebilmekten geçer. Yaşayarak gördüklerimizi görmezlikten gelemeyiz. Acı ve kederlerimizi yok sayamayız. Sevinçlerimizi içimize gömemeyiz ve dahi kaygılarımıza kayıtsız kalamayız...
Dünün Suriye realitesinde zalim azınlık diktatörün baskılarına karşı başlatılan rejim karşıtı hareketler büyük bir katliama dönüşmüştü. Yüzbinlerce insanımız katledilmişti. Milyonlarcası yurtlarından sürülmüştü. Tecavüzler, işkenceler, varil bombaları on beş yıl boyunca acımasızca gökten yağmur gibi başlarına inmişti. Cezaevlerindeki feryatlar gökleri delmişti.
İran, Rusya ve ABD gibi dış destekli her türlü ekonomik, askeri lojistik destekli postallar, Hizbullah, Haştişabi ve PKK-YPG gibi işbirlikçiler etnik ve mezhebi katliamlar yapmışlardı. Tehcir politikaları, eli kanlı etnik ve mezhebi bağnazlık ekini ve nesli yok etme eylemlerine dönüşmüştü.
Neler yaşanmadı ki bu süreçte?
Milyonlarca masum kadın, yaşlı, çocuk göç kervanlarına eklemlenmişti. Cephe gerisinde sığınılan ülkelerde aşağılandılar, ötekileştirdiler, düşmanlaştırıldılar.
Ve… Suriye’nin yiğit evlatları umutla, inançla direndiler cephede ve cephe arkasına göç eden göçmenler de dualarıyla desteklediler mücahidlerini.
Kim nasıl isimlendirirse isimlendirsin acılarımız ve kederlerimiz yol güzergâhındaki soluklanma, nefes alma ve menzilimize ulaşma cehdimizi güçlendirdi. Yıkılmamız, yakılmamız tekrar ayağa kalkma umudumuza dönüştü. Savaşmak istediğimiz için cihad etmiyoruz, cihad etmek istediğimiz için savaşıyoruz anlayışı acıyı bal eyledi, zaferi yakın kıldı!
Suriye bizim tarihi, kültürel ve zihni tasavvurumuzda sadece kuru bir toprak parçası değildi. Suriye bizim anlam dünyamızda bir vatandı; uğruna öleceğimiz, yurttu, meskendi, mahremimizdi. Vatan yapmak için, yurt olması için, namahrem elinin mahremimize değmemesi için, kanımızla canımızla hercümerç olmuş kutsalımızdı.
Kim nasıl adlandırırsa adlandırsın; ister Asurlulardan esinlenerek, ister Süryanilikten müphem belirsizlikten Suriye densin, bizim için Suriye coğrafyası; Fırat’ın doğusuyla-batısıyla “Bereketli Hilal” toprakların adıydı. Bizim anlam dünyamızda Şam Eyaletidir- Bilad-ı Şamdı. Merhum Sezai Karakoç’un diliyle “Ben Şam’ı bin yıl öncesinden bilirim/Annemin ak sütü kadar yakın bana/Atların aşık kemiğine kadar çıkmıştı/ Seni son koruyanların kanı….” olarak biliyorduk.
Suriye bir başkaları için sadece Suriye’dir. Bizim için anlam derinliği olan bir deryadır!
PKK ve PYD gibi gavurlaşmış Kürtçü Çeteler için Suriye sadece bir toprak parçasıdır. Uydu ve fakat seküler bir devlet kurmak için yapmayacağı fırıldaklıklar yoktur.
Şamanist Moğol artığı Türkçüler için Suriye yakıp yıkılması gereken toprak parçasıdır.
Acem/İran münafıkları için Suriye Sünnilikten arınmış, Şiileştirilmesi gereken bir topluluktur.
Batıcı ve Batılılar için Suriye sömürülmesi gereken Araplardır.
Ruslar için Suriye açık denizlerde kalmanın garantisidir.
Seküler ulusalcılar ve Kemalistler için Suriye bataklıktır, bizi ilgilendirmez.
Bizim için Suriye Vatandır, Yurttur, Meskendir.
Bizim için Bereketli Hilal coğrafyamızın bir parçasıdır. Nasıl Çanakkale Müdafaasında birlikte mevzilendik, koyun koyuna sehid olan Halepli isek, Halep Kalesinden Hama’ya, Humus’a ve Şam’a yürüyüşümüzde bir o kadar Nevşehirliyiz, Ankaralıyız, İstanbulluyuz…
Canımızı vererek, kanımızı dökerek büyük bir direniş gerçekleştirdik ve Suriye özgürleşti!
Sabrın, direnişin, umudun zaferini yaşadık Suriye’de!
Demir asa demir çarık İdlib’ten başlayan yolculuğumuz; Halep’in istirdadı-geri alınışı ile başladı ve Hama, Humus ve Şam’da büyük bir devrimle taçlandı. Hiçbir katliam, taşkınlık, mezhepçilik, etnikçilik, yıkım ve yakım yapılmadan halk desteğiyle gerçekleştirdik devrimi.
Günleri aramızda döndüren Allah’a hamd ediyoruz.
Taht ve tacını terk eden korkak Baas diktatörü ağababasına sığındı.
Etnik Kürtçülük yapanların uzayan dilleri lal oldu.
Mezhepçilik yapan İran Şebbiha milislerinin belleri kırıldı.
Yardakçılar, şarlatanlar ise denklemden düşmenin hazımsızlığını yaşıyorlar.
Ayar vermeye çalışıyorlar.
Suriye Devrimin liderine ve kadrosuna olmadık iftiralarda bulunuyorlar. Giydiği elbiseyi, taktığı kravatı dillerine doluyorlar. Israrla Ahmet eş Şarra ismini kullanmayıp cephedeki adı olan Muhammed Golani ismiyle anarak “cihadçı” diyorlar…
Evet… O cihad eden birisidir, cihad edene “cihatçı” denmez, mücahid denir.!
Muhammed Golani cihad eden bir mücahittir.
Evet… İsrail’in ve Batılıların “Golan” dediği bölge, Cevlan yaylası olarak isimlendirilir. “Golan Tepeleri” denen yer ise bizim eski Cevlan Nahiyesidir ve Bayat Türkmenleri’nin vatanıdır.
Dünün Suriye’deki Mücadele sürecine her türlü lojistik desteği veren kişilerle ve devletlerle Suriye Devletinin ilişkilerini sorguluyorlar. Suriye’de kaybedenler olduğu halde bizlerin kaybettiği algısını yapıyorlar.
Biz kazandık, kaybetmedik, kaybedenler kaybettikleriyle yerin dibine girsinler!
Zulmün ayyuka çıktığı dönemlerde gözleri kör, kulakları sağır olanların başarıyı karalamak için söz söyleyecek sözleri olamaz!
Onların safı bellidir, herkes kendine yakışan safta durur. Konuştukları dil zehirlidir! Muhalefetleri zaittir!
Onların safı saflığınızdan değildir, zalimlere olan bağlılığındandır.
Alçakca iftiralar atarak büyük başarımızı kirletmeye muvaffak olamayacaklar!
Suriye devrimini, devrimin yiğit öncülerini, askerlerini, liderini ve halkını bin can ile selamlıyorum; mübarek olsun!
Güncel Yazıları
Suriye Bizim Neyimiz Olur?
13 Şubat 2025
Yüzyıl Önceki Trajedimiz ve Şimdi…
22 Mart 2024
2024: Bildiğimiz Dünyanın Sonu mu?
31 Ocak 2024
Kirli Tezgâhlara Çomak Sokan Yiğitler!
17 Kasım 2023
Batıda Doğulu Kalmak Mümkün Mü?
03 Ekim 2023
Almanya’daki Darbe Söylentisinin Şifreleri
26 Aralık 2022
Batı'nın Yunan Aşkı
10 Aralık 2022
Batı ya da Doğu, Hem Bir Kıtadır Hem de Bir Kafadır
30 Kasım 2022
Alman Dış Politikası ve Düşündürdükleri
14 Kasım 2022
Cinnet Geçiren Avrupa! Ya da Avrupa Cinnet Mi Geçiriyor?
04 Kasım 2022
Dünyanın Ahvali
26 Ekim 2022
İyi Bir İnsan: Aliya
12 Ekim 2022