Sinan TAVUKCU

Tüm Yazıları

Trump’ın Dünyayı Şaşkına Çeviren Gazze Planı

08 Şubat 2025
h4 { font-size: 24px !important; } Print Friendly and PDF

ABD Başkanı Donald Trump, göreve başlamasından bir hafta sonra İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Beyaz Saray'a davet etti ve Netanyahu, 4 Şubat’ta Trump'ın ikinci döneminde ülkeyi ziyaret eden ilk yabancı lider oldu.

Donald Trump görüşme sonrası Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, önündeki kağıttan ABD'nin Gazze'de yönetimi devralacağını, burada yaşayanların başka bir yere yerleşmesi gerektiğini okudu.

Damadı Jared Kushner tarafından hazırlandığı iddia edilen bu muhteşem(!) projesinden Trump daha önce hiç kimseye bahsetmemişti. Ne Dışişleri bakanının ne danışmanlarının ne de Netanyahu’nun bu plandan haberi vardı. Netanyahu şaşkınlık içinde fakat ağzı kulaklarında dinlediği Trump'ın planını "dikkat çekici" ve duyduğu "ilk iyi fikir" olarak niteledi. Coşkuya kapılan İsrail Savunma Bakanı Israel Katz da güya gönüllü olacak göç için ordudan hemen bir göç planı hazırlamasını istedi. 

Bütün dünyayı şaşkınlığa uğratan ve tepkilere yol açan Trump izleyen günlerde de teklifinde ısrarcı olmayı sürdürdü. "Gazze'deki Filistinliler, Ürdün ve Mısır'ın ötesinde diğer ülkelere de gidebilir" diyen ABD başkanı, İsrail'in Gazze Şeridi'ni inşaat için ABD'ye devredeceğini, Gazze’yi "Orta Doğu'nun Rivierası"na dönüştüreceğini söyledi.

Plana tepkiler

Trump'ın Gazze planı Arap dünyasında öfkeyle karşılandı. Mısır, Ürdün, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Filistin Yönetimi ve Arap Birliği ortak bir bildiri yayınlayarak Filistinlilerin Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’daki topraklarından çıkarılmasına yönelik her türlü planı reddetti. Diğer Müslüman ülkeler de benzer tepkileri ortaya koydular.

BM Genel Sekreteri António Guterres, “İnsanların zorla yerinden edilmesi etnik temizlikle eşdeğerdir” uyarısında bulunurken, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk de işgal altındaki topraklardan insanların sınır dışı edilmesinin ‘kesinlikle yasak’ olduğunu savundu. İnsan Hakları İzleme Örgütü, Trump’ın açıklamasına “ABD’yi savaş suçlarına ortak olmaktan, zulümlerin doğrudan faili olmaya taşıyacağını” söyledi.

Türkiye, Çin, Rusya ve Avrupa ülkeleri, planın bölgede istikrarsızlık ve büyük bir savaş riski yaratabileceği uyarısında bulundu.

Trump’ın planı Avrupa’yı Filistin devleti taraftarlığına sevk etti

Trump’ın 2 milyondan fazla Gazzeliyi topraklarından çıkarıp, burada bir tatil beldesi inşa ederek dünyaya satma projesi Avrupa ülkelerinden de şiddetli tepki gördü.

7 Ekim’den sonra İsrail soykırımına destek veren İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkelerinin pek çoğu Trump’ın planına şiddetle karşı çıktılar. Gazze’nin Filistinlilere ait olduğunu, onları topraklarından etmenin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve iki devletli bir çözümden yana olduklarını açıkladılar. Avrupa Birliği Sözcüsü, Gazze gelecekteki Filistin devletinin parçasıdır ve buradan zorla yerinden edilme söz konusu olamaz, açıklamasında bulundu.

Gazze’ye ABD’nin el koyma önerisi, Trump’ın Grönland'ı satın alma, Kanada'yı ilhak etme, Panama Kanalı'nı ele geçirme ataklarının bir uzantısı olarak görüldü. Trump’ın tehditleri karşısında ne yapacağını bilemeyen Avrupalılar Gazze savunuculuğu üzerinden Trump politikalarına muhalefet sergilemeye başladılar ve neredeyse tamamı beklenmedik şekilde Filistin savunucusu haline geldiler.

Trump ekibi de şaşkın

Trump’ın Gazze planından habersiz olan ekibi, artan küresel tepkiler karşısında bunu nasıl tevil edeceklerinin telaşına düştüler. Proje her yönüyle hayal ürünü ve boşluklarla doluydu. Başkanın planı gerek Demokratlar tarafından gerekse bir kısım Cumhuriyetçiler tarafından gerçek dışı bulunmuştu. Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz, bunun birçok açıdan bölgedeki herkesin düşüncesini değiştirme ve Arap devletlerini kendi yenilikçi önerilerini ortaya koymaya zorlama, teşvik etme ve bir şekilde harekete geçirme girişimi olduğunu öne sürmek zorunda kaldı.

Tepkiler karşısında Trump kıvırmaya başladı

Liberal İsrailliler de Trump’ın sürgün teklifine karşı çıktı. Günlük gazete Haaretz, Perşembe günü yayınladığı bir başyazıda İsraillileri karşı çıkmaya çağırdı. Yazıda, "Trump uluslararası hukuku hiçe saysa bile, İsraillilere sivillerin zorla sınır dışı edilmesinin veya transferinin uluslararası insancıl hukuku ihlal ettiği, bir savaş suçu teşkil ettiği ve insanlığa karşı bir suç teşkil ettiği hatırlatılmalıdır" denildi.

Trump hakikaten değişik bir adam, gerçeği tersine çevirme kabiliyetine sahip. 7 Şubat’ta gazetecilere yaptığı açıklamada, tüm Arap dünyası tarafından kesin bir dille reddedilen Gazze teklifinin "çok iyi karşılandığını" iddia etti ve ABD'nin bunu o bölgede bir gayrimenkul yatırım işlemi olarak göreceğini, teklifle ilgili olarak acelelerinin olmadığını söyledi.

Hangi Netanyahu?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Binyamin Netanyahu’dan fazla hazzetmediği biliniyor. Nitekim, 9 Ocak’ta Truth Social platformunda ABD'li ekonomist Prof. Dr. Jeffrey Sachs’ın "Çünkü (Netanyahu) bizi bitmek bilmeyen savaşlara sürükledi ve ABD siyasetindeki gücüyle istediğini elde etti. O derin karanlık bir o... çocuğu" ifadelerini kullandığı videoyu paylaşarak Netanyahu hakkındaki kanaatini ortaya koymuştu ve başkanlık törenine de davet etmemişti.

Bunu yapan Trump, daha sonra 4 Şubat’ta Beyaz Saray’da misafir ettiği Netanyahu hakkında "İsrail'in harika işler başaran doğru liderine sahibiz" sözleriyle liderliğini övmüştü.

Peki, hangi Netanyahu Donald Trump’ın gerçek niyetine karşılık geliyordu?

Sonuç

18 Ocak’ta yürürlüğe giren Hamas-İsrail ateşkes anlaşması, İsrail kamuoyu tarafından terör örgütüne(!) karşı İsrail’in mağlubiyeti olarak kabul edildi. Nitekim, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve partisinin kabinedeki bakanları anlaşmaya tepki göstererek hükümetten istifa ettiler. Hamas’a karşı ilan ettiği hedeflerin hiçbirisine ulaşamayan başbakan Netanyahu’nun istifasını isteyen protestolar şiddetlendi.

Hükümetinin devamı pamuk ipliğine bağlı olan, erken seçim ve tutuklanma tehdidi altındaki Netanyahu’nun Trump tarafından Beyaz Saray’a davet edilmesi kendisi için hayat öpücüğü değerindeydi. Zaten ne zaman içeride zora girse kaybettiği desteği ABD’ye gidip güç devşirerek telafi ediyordu.

Üstelik bu sefer Trump Netanyahu’ya büyük bir başarı olarak satabileceği vaatlerde de bulunmuştu. Gerçeklik duygusunu iyice kaybetmiş bulunan ABD’de yaşayan Siyonistler ile İsrailliler Trump’ın içi boş Gazze planına büyük bir coşkuyla sarıldılar. Hatta IDF eliyle Filistinlileri göç ettirme projesine bile başladılar. İsrailli Maariv gazetesi tarafından yayınlanan son ankette, İsraillilerin yüzde 47'sinin Trump’ın Filistinlileri Gazze Şeridi'nden sürme planının uygulanabileceğine inandığı ortaya çıktı.

Ancak, Trump 7 Şubat’ta yaptığı açıklamada, Gazze'deki Filistinlilerin Mısır ve Ürdün gibi komşu ülkelere yerleştirilmesi ve bölgenin ABD tarafından devralınmasına yönelik planın nasıl hayata geçirilebileceğine ilişkin soruya, "Şu anda bu konuda bir müzakere yok. Hiçbir şey yapmak için acele etmeyeceğiz. Bu durum 50 yılı aşkın süredir devam ediyor. Biz sadece istikrar görmek istiyoruz. Ancak bu konuda hiç acelemiz yok." cevabını verdi ve Amerikan askerlerinin Gazze'ye konuşlandırılmasına gerek olmadığını da kaydederek, orada güvenlik açısından İsrail'in zaten mevcut olduğunu söyledi.

Gelinen noktada Trump’ın Gazze planı, Netanyahu’ya yapılan eşek şakası gibiydi.

ABD başkanı Donald Trump’ın Gazze planını açıklamakla ne yapmak istediği tartışılmaya devam edecektir. Ancak, bu sonuçsuz hamleden hem Trump’ın ciddiyeti ve güvenilirliği yara almış hem de Gazzelilerin hiçbir yere gitmeyeceği gerçekliği karşısında İsrail için arz-ı mevud idealinin sonuna gelinmiştir.

ABD’nin sınırlarını genişletmek hedefiyle NATO üyesi müttefiklerinin topraklarını işgal tehdidinde bulunan Trump, daha önce birçoğu İsrail arkasında saf tutan bu devletleri Gazzeliler ile kader ortağı haline getirmiş ve Filistin halkının savunucusu olmaya itmiştir.

Gazzelilerin topraklarından sürülmesi ve ABD’nin bu topraklara el koyması planı, bütün Arap ve Müslüman ülkeleri ABD ve İsrail’e karşı işbirliğine ve meydan okumaya yöneltmiştir. Bu duruş, İsrail’in tekrar Abraham Anlaşmalarına dönme ve bölge devletleriyle normalleşme hülyalarını da sona erdirmiştir.

Bir başka ayrıntı, İsrail’e para yardımı yapmaya devam eden Trump’ın Gazze’ye ABD askerini göndermeyeceğini açıklayarak İsrail’in güvenlik problemini kendi askeriyle halletmesi gerektiğini vurgulamasıdır. Aslında İsrail’in ilk derecede ihtiyacı olan şey silah ve mühimmat değildir. Ordusu savaşı kazanmaya olan inancını ve hükümete olan güvenini kaybetmiştir.

Küresel bir güç olan ancak hızla dünyanın kin ve nefretini kazanmakta olan ABD adım adım çöküşe giderken ABD'nin kuyruğuna yapışarak Gazze’de soykırım suçu işleyen İsrail de hızla çöküşe gidecektir.

Bu süreç inşallah başkenti Kudüs olan bütünleşik bir Filistin Devleti’nin BM’de tam üye olarak kabulüyle tamamlanacak, İsrail ise varoluş endişesi içinde ayakta kalmaya çalışacaktır.

 

Tüm hakları SDE'ye aittir.
Yazılım & Tasarım OMEDYA