Adres :
Aşağı Öveçler Çetin Emeç Bul. 1330. Cad. No:12, 06460 Çankaya - Ankara Telefon : +90 312 473 80 41 - +90 530 926 41 13 Faks : +90 312 473 80 46 E-Posta : sde@sde.org.tr

Ukrayna İçin Himars ve Hassas Güdümlü Topçu Mühimmatının Önemi

Bu yazı 15/08/2022 tarihinde yayınlanmıştır.

Mehmet Yahya ÇİÇEKLİ/ Araştırmacı 

 

[Bu inceleme, genelde topçu roketleri ve özelde güdümlü topçu roketleri için kavramsal bir çerçeve sunarak bu silah sistemlerinin kullanıcıya sunduğu kabiliyetleri ve Ukrayna’nın envanterine giren HIMARS ve diğer hassas güdümlü topçu roketi sistemlerinin İkinci Ukrayna Savaşının seyri üzerinde doğurabileceği etkilerini mevcut sınırlılıklar ile birlikte ele almaktadır.]

Rusya’nın 2022 yılı Şubat ayında Ukrayna’ya karşı başlattığı geniş çaplı saldırı ve işgal harekâtı yaz aylarında hızını kaybetmiş görünmektedir. Haziran sonundan (veya Temmuz başından) itibaren Ukrayna’nın Rusya’ya ait cephe gerisindeki kritik merkezlere hassas güdümlü sistemlerle vurduğu darbeler haberlerde ve sosyal medya sayfalarında paylaşılmaya başlamış ve düzenli şekilde devam etmiştir. Ukrayna’nın bu başarılı nokta saldırılarında silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve başka sistemlerin yanında, hassas güdümlü topçu roketleri ve füzeler son aylarda öne çıkmıştır. Hassas güdümlü silahlar içinde ABD’nin tedarik ettiği HIMARS (High Mobility Artillery Rocket System: Yüksek Hareketli Topçu Roketi Sistemi) adı en sık duyulan sistemdir.

Roket motoru ile ivmelenen mühimmatlar genellikle eğer güdümsüzse roket, güdümlü ise füze olarak adlandırılmaktadır (füze sistemleri roket motoru yerine jet motoruna da sahip olabilmektedir). Ancak “topçu roketi” tanımı genel bir kavram olarak güdümlü topçu roketlerini, doğru ifadesiyle topçu füzelerini de kapsamakta, bu bakımdan “topçu füzesi” ifadesi genellikle kullanılmamaktadır (benzer şekilde uzunca menzile ve yüksek bir balistik uçuşa sahip roketler, güdümsüz olsalar bile “balistik füze” olarak adlandırılmaktadır). Günümüzde topçu roketleri onlarla ifade edilebilecek sayıda ülke tarafından üretilmektedir. Ancak bu ülkelerin çok azı hassas güdümlü roketler üretebilmektedir.

Topçu Roketi nedir?

Top ve topçu denildiğinde, akla öncelikle gelenekselleşen topçu silahları olan top, obüs ve havan gelmektedir. İkinci Dünya savaşından itibaren yaygınlaşan ve birkaç yüzyıllık tarihçesi olan topçu roketleri ise özgün nitelikleri ile farklı bir kategoridir ve 20. yüzyılda topçu silahları içinde kendine kalıcı bir yer edinmiştir. Aslında birkaç yüzyıllık tarihçesi olan topçu roketleri İkinci Dünya Savaşında çatışma sahalarında daha yoğun yer almaya başlamıştır ve git gide yaygınlaşmıştır. Soğuk savaştan bugüne topçu roketleri mutlak bir sınır olmasa da genellikle 100 ila 300 milimetre arasında çaptadır. 300 milimetreyi çok aşan çapta “topçu” olarak adlandırılan sistemler olsa da bunların kısa menzilli balistik füze veya taktik balistik füze tanımlarına da uygun düştüğü söylenebilir. Böylece “balistik füze” olarak adlandırılan ve genelde kitle imha silahları da taşıyabilen roket sistemleri ile topçu roketleri arasında en somut ve basit fark daha ince (çap bakımından küçük) roketler kullanılmasıdır. Topçu roketleri daha ince olduğu için seyyar çok namlulu veya çoklu fırlatıcılı araçlardan seri olarak ateşlenebilir.

Atış mesafesi bakımından topçu roketleri genellikle 50 ila 100 kilometre arasında menzile sahiptir fakat 300 kilometreye kadar çıkan daha büyük çaplı ve menzilli sistemler de mevcuttur. Topçu roketleri azami menzillerine orantılı yüksek bir asgari menzile sahiptir. Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi (MTCR) mutabakatı kapsamındaki 300 km’lik sınırlama, topçu roketi olarak tanımlanan sistemler için de üst sınır olarak değerlendirilebilir. Soğuk Savaşın sonlarından itibaren topçu roketleri arasında güdümlü sistemler önem kazanmaya başlamıştır. Aynı dönemde INF (Intermediate-Range Nuclear Forces: Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler) Anlaşması ile ABD ve SSCB arasında sağlanan mutabakatla 500 ila 5500 km arası menzile sahip balistik füzeler yasaklandığından 500 km altı satıhtan satıha füzeler farklı bir önem kazanırken bu kapsamda hassas güdümlü topçu roketlerinin de öne çıktığı düşünülebilir.

Hassas Güdümlü Topçu Mühimmatı

Her ne kadar günümüzde geleneksel topçu silahlarında kullanılmak üzere güdümlü mühimmatlar üretilebilse de, güdümlü topçu roketlerinin menzil ve tahrip gücüne erişmeleri güçtür. Bunların yanında, mühimmatı fırlatan araç (fırlatıcı: lançer veya rampa) bakımından daha hafif veya basit olabilme ve daha hızlı yer değiştirebilme imkânı çerçevesinde topçu roketlerinin güdümlü sistemlere evrilmesi; harp sahasında derinliğe hassas vuruş yapabilen kabiliyetli silah sistemlerini getirmiştir.

Özellikle hasmın (düşmanın) derinliğine hava saldırılarının rahatça gerçekleştirilebileceği şartlar olmadığında ancak hassas güdümlü topçu roketleri ve modern seyir füzeleri ile hassas vuruşlar yapılabilir. Ancak seyir füzeleri çok daha pahalı ve erişilmesi güç sistemler olduğundan, güdümlü topçu roketleri hem daha uygun maliyetle bir çözüm sunmakta, hem de bilhassa sınırlı kaynağa sahip ülkeler için yeri doldurulamaz bir işlev sunmaktadır. Bu özgün konum önemli bir güç çarpanıdır.

HIMARS ve Ukrayna Envanterindeki Güdümlü Topçu Roketleri

Ukrayna’nın son dönemde Rusya güçlerinin derinliğine yaptığı hassas vuruşlar ile dikkat çeken M142 HIMARS sistemi aslında 40 yaşına yaklaşan bir silah sisteminin güncel türevidir. Soğuk Savaşın sonunda ABD’nin, bilahare Yunanistan ve Türkiye de dâhil olmak üzere ABD ile askeri ittifak veya işbirliği içindeki başka ülkelerin de envanterine girmiş olan paletli M270 MLRS sisteminin daha az füze taşıyan fakat daha hızlı hareket edebilen kamyon şaseli genç kuzenidir. Mühimmat bakımından iki sistem arasında fark yoktur, aynı roket ve füzeleri fırlatmaktadır ve güncel hassas güdümlü mühimmatlarla kullanılmaktadır. Sistemin kökleri kırk yıllık olsa da mevcut sistem 2010’larda envantere giren güncel bir silah sistemidir, üzerinde kullanılan mühimmatlar da yeni ve günceldir.

Açık kaynaklara göre Haziran ayı içinde başlayan HIMARS sevkiyatı neticesinde Ağustos ayı itibarıyla Ukrayna’nın elinde 16 HIMARS aracı bulunmaktadır. Her bir HIMARS aracı arazi kabiliyetine sahip taktik tekerlekli kamyon şasesi üzerine kurulu bir güdümlü roketatardır ve aynı anda 227 mm çapındaki 6 roket veya füzeyi fırlatabilir. Norveç ve İngiltere ise Haziran ayı içinde 6 adet güncel M270 MLRS hibe etmeyi kararlaştırdığını açıklamıştır. Bu sistemler paletli şase üzerine kurulu güdümlü roketatardır ve aynı anda 227 mm çapındaki 12 füzeyi fırlatabilir. Almanya’da Haziran ayı içinde 3 adet MARS tipi M270 MLRS hibe etmeyi kararlaştırmıştır ki bu sistem de Avrupa’da geliştirilen yerli atış kontrol bilgisayarı dışında güncel M270 ile aynıdır. Böylece toplamda Ukrayna’ya 16 adet M142 HIMARS, 9 adet M270 bağışlandığı anlaşılmaktadır. Bu sistemlerle birlikte kaç tane füze tedarik edildiği ise kesin değildir.

ABD’nin Koyduğu Kısıtlamalar

HIMARS, güdümlü ve güdümsüz mühimmatlar atabilme kabiliyetine sahiptir fakat İkinci Ukrayna Savaşında güdümlü roketleri ile öne çıkmıştır. ABD’nin tedarik ettiği mühimmatın menzili farklı kaynaklarda 70 ila 90 kilometre arasında gösterilmektedir. Ancak ABD, bu mühimmatın yalnızca Ukrayna sınırları içindeki hedeflere ateşlenmesi, işgal edilen bölgeler dışındaki (Rusya’nın kendi sınırları içinde veya başka yerlerdeki) hedeflere atış yapılmaması şartı ile bu sistemleri vermiştir. Böylece Ukrayna, Rusya’nın kendi sınırları içindeki yığınak, havaalanı ve karargâh gibi hedeflere bu sistemlerle saldırı yapamamaktadır.

HIMARS Sistemi (ve M270) ayrıca 300 kilometre menzile sahip daha büyük ölçekli güdümlü roketleri de fırlatabilmektedir. Ancak ABD, Rusya içlerine yapılabilecek saldırılardan çekindiği için bu tarz uzun menzilli mühimmatları Ukrayna’ya vermemektedir. MTCR kuralları 300 kilometre menzile kadar olan füzelerin satışını sınırlamamaktır. Bu bakımdan ABD’nin çekincesi hukuki değil, siyasidir.

Ukrayna’nın Güdümlü Topçu Roketi Saldırıları

Aslında bir Sovyet mirasçısı olarak Ukrayna’nın topçu roketlerine yabancı olduğu söylenemez fakat HIMARS sisteminin en önemli farkı ve avantajı hassas güdümlü olmasıdır. SSCB’den Ukrayna’ya büyük miktarlarda miras kalan topçu roketleri güdümsüz ve genellikle eskidir ancak bunlar arasında bir miktar daha yeni ve kabiliyetli sistemler de vardır. 2014’te Rusya tarafından işgale uğrayan Ukrayna, silahlı kuvvetlerini güçlendirmek üzere yaptığı çalışmalar kapsamında SSCB’den kalan görece yeni (1980’lerden kalma) 300mm çapındaki “Smerç” topçu roketlerini geliştirmeye çalışmış ve böylece 2018 itibarıyla elden geçirip güdümlü hale getirerek “Vilkha” adını verdiği bu topçu roketlerini envantere alacağını açıklamıştır. Bu sistemin HIMARS’a benzer kabiliyette olduğu ifade edilse de seri üretime daha geç girdiği ve bu nedenle Şubat 2022’ye kadar çok sınırlı sayıda üretilebildiği anlaşılmaktadır.

Ukrayna, özellikle ABD’den aldığı hassas güdümlü topçu roketi HIMARS sistemini etkin şekilde kullanarak Rusya kuvvetlerinin geri bölgelerine de uzak mesafeden darbeler vurup harekât sahasında üstünlük sağlamak istemektedir. Gerçekten de son iki ay içinde cephe hattının gerisinde Rusya kuvvetleri için kritik önemi olan karargâh binalarına, cephane ve yakıt gibi yığınak alanlarına ve köprüler gibi ulaştırma bakımından önemli hedeflere hassas darbeler vurarak; ikmal, takviye ve ulaştırma bakımından zora düşürdüğü Rusya güçlerini izole ederek üstünlük kurmaya gayret etmektedir. Son bir ay içinde Rusya için önemli pek çok hedefin vurulduğu açıklanmıştır. Rusya’ya ait kritik hedeflere yapılan HIMARS saldırıları artık rutindir.

İkinci Ukrayna Savaşının başında Ukrayna direnişinin sembollerinden biri olan ve Ukrayna’ya önemli avantajlar sağlayan Bayraktar TB2 SİHA’ları andırır biçimde, son bir ay içinde HIMARS adeta Ukrayna için ikinci Bayraktar olmuştur. Cephede öyle veya böyle karşı karşıya çarpışan ve Rus ordusunun sahip olduğu büyük sayıları dengelemeye çalışan Ukrayna için, Rusya güçlerinin derinliğinde hassas hedeflere vurulan darbeler taktik başarılar olmanın yanında moral olarak da önemli bir konuma sahiptir. Aynı şekilde, Rusya kuvvetlerinde ve komuta kademesinde de zaten çok iyi olmayan moralleri olumsuz etkilediği değerlendirilebilir. Muharebe ortamında düşmanın savaşma iradesini kırmak en çok arzu edilir kazanımlardan biridir.

Rusya silahlı güçlerinin savaşın başlarında açığa çıkan ikmal ve eşgüdüm sorunlarının HIMARS saldırıları ile daha vahim hale gelmesi kaçınılmazdır. Rusya’nın bir kolordusunun karargâhının subayları ile birlikte HIMARS saldırısıyla imha edilmesi, kolordu çapında telafi edilmesi güç düzensizliklere gebedir hatta dağılmalara neden olabilir. Hakeza ikmal ve ulaştırma merkezlerinin vurulması sonucu çatışmaların sürdüğü cephe hattına ikmal sağlanamaması birliklerin savaşma gücünü benzersiz şekilde kıracaktır. Karnı aç, cephanesi bitmiş askerlerin değil düşman karşısında, kışlasında bile tutulması zordur. Hakeza savaşın başından beri yakıtsız kalan çok sayıda zırhlı araç Rusya güçleri tarafından terk edilmiş ve Ukrayna güçlerince ganimet olarak ele geçirilmiştir. Rusya’nın başlıca akaryakıt depolarının vurulması ile de sayıları binlerle ifade edilen zırhlı araçların hareket kabiliyetini kaybetmesi mümkündür. Üstelik güney cephesi Rusya’ya daha uzak olduğundan ikmal bakımından daha büyük zorluklarla mücadele etmektedir.

Ukrayna, çok daha fazla sayıda HIMARS ve daha da çok sayıda HIMARS mühimmatı talep etmektedir. HIMARS, Ukrayna’nın savunma kabiliyetinin ötesinde, saldırı kabiliyeti bakımından da önemlidir. Dar bölgelerle sınırlanmış harekâtlarda Rusya güçlerine karşı küçük karşı saldırılar yapan ve tabiri caizse adım adım ilerleyebilen Ukrayna güçleri bu şekilde daha geniş çaplı saldırıları başarıyla gerçekleştirme inancına ve özgüvenine sahip olabilir. Cephede yığılmış Rusya kuvvetlerinin arkasına ve derinliğine hassas ve etkili çok sayıda darbeler vurarak bağlantısının koparılması; takviye, ikmal, komuta, kontrol ve eşgüdüm altyapısını imha ederek cepheyi ve cephedeki Rusya birliklerini Ukrayna’nın insafına terk edecektir.